Paris Komünü’nün çağrısı hala güncel

150 yıl önce, 18 Mart 1871’de, tarihte ilk kez proletarya iktidarı ele geçirir ve ilk işçi hükümetini kurar. Bakanlar, bürokrasi ve genel kurmay Paris’ten kovulur, yönetme yetkisi, silahlanmış işçi sınıfını temsilen Ulusal Muhafızların Merkez Komitesi’ndedir.

İlk işçi iktidarı 72 gün sürer ve ardında güncelliğini koruyan dersleriyle bir hazine bırakarak, ittifak halindeki gericiliğin on binlerce insanımızı katletmesiyle ezilir.

*

Paris proletaryasının, 1870 savaşının galibi istilacı Prusya ordularının dayatmalarına boyun eğip ulusal onuru ayaklar altına alan Fransız burjuvazisi ve hükümetinin anlaşmasını tanımayarak isyan etmesi Komünün işaret fişeği olur.

III. Napeleon’un teslim olması üzerine ayaklanan Paris halkının 4 Eylül’de İmparatorluğu yıkar. İktidarı gasp eden burjuvazi istilacılarla mücadeleyle değil, Paris halkını bastırmakla uğraşmaktadır: Burjuvazinin “Ulusal Savunma Hükümeti, ulusal görev ile sınıf çıkarı arasındaki bu çatışma sırasında bir an bile duraksamadı ve bir Ulusal ihanet Hükümetine dönüştü.” (Marx ) Burjuva hükümeti önünü açınca Fransa’nın en çok sanayileşmiş bölgelerini ele geçiren istilacılar Paris’i kuşatır.

Burjuvazinin ihaneti üzerine Paris proletaryası öne atılarak “gökyüzünü fethe” girişir. İleri unsurları, ulusal ve sosyal kurtuluş fikrini öne sürmüştür; ancak toplumsal gelişme yasaları hakkında net bir görüşe sahip olmayan işçi sınıfı, Proudhon ve Blanki’nin yanı sıra neo-Jakobenizmin etkisi altındadır. Her şeye rağmen bürokratik militarist aygıtı parçalamaya yönelir.

Düşmandan daha çok iç ihanet tarafından altı ay boyunca aç kalıp yıkıma uğradıktan sonra, sanki Fransa ile Almanya arasında hiç savaş olmamış, sanki yabancı hep Paris kapılarında değilmiş gibi, Prusya süngüleri altında başkaldırıyorlar! Tarih daha böylesine büyük bir örnek görmedi” diye yazar Marx.

*

Ulusal Muhafız Merkez Komitesi, 25 Mart tarihli Resmi Gazete’de ilan eder: “Komün, kente, vatandaşa karşı iktidarı savunan sürekli ordu yerine, iktidara karşı vatandaşı savunan ulusal milisi verdi.

Marx kapitalizmden komünizme geçiş döneminin sözünü etmiş, 1848 devrimlerinin dersi olarak burjuva devletin parçalanmasının zorunlu olduğunu bildirmiştir. Paris proletaryasıysa şimdi yerine ne konacağını göstermektedir.

*

Paris Komünü sınıf baskısının örgütü olan daimi ordu ve polis teşkilatını dağıtır. Diğer dağıttığı ise bürokrasidir, memurlar ordusudur. Bu iki “yıkım” kararı teorik bir nedenle alınmaz. Tamamen sınıf mücadelesinin gerçek seyrinin ürünüdür ve “kitlelerin mükemmel sezgileri harekete geçerek” gerçekleştirilmiştir.

İktidarın ikinci günü, Paris’te kalan tüm askerlerin derhal Ulusal Muhafızlara kayıt olması zorunlu kılınır. Ordu ve polis teşkilatının yerini silahlandırılmış halk alır, eski bürokratik aygıtın yerine demokratik yolla görevlendirilmiş organlar geçirilir. Komün ve yargıçlar dahil, tüm görevlendirmeler seçimle yapılır. Seçilenler görevden alınabilecek ve halk önünde sorumlu olacaklardır. Görev üstlenenler, yılda, vasıflı işçi ücreti olan 6000 franktan fazlasını alamayacaktır. Paris Komünü, yürütme ve yasamayı kendi şahsında birleştirir. Kurulmaya girişilen proletarya diktatörlüğünün eksikleri vardır ve henüz çok zayıftır, ama onca zorluk içinde hayata geçirdiği önlemler en ileri burjuva demokrasisinden çok daha üstün ve demokratiktir.

*

Cumhuriyet ilanıyla birlikte Paris başta olmak üzere tüm büyük kentlerde onlarca emekçi kulübü, sendika ve gazete kurulur. Proletarya diktatörlüğü ya da demokrasisiyse kitlelerin inisiyatifini tamamen geliştirir.

Seçilmişlerin eksiklikleriyle hatalarını hatırlatarak, onları halkın çıkarlarına uygunluk çizgisine çekmek ve gerektiğinde görevden almak üzere Paris halkı hızla örgütlenir. Paris’in otuz kadar mahallesinde hemen her akşam iş çıkışında toplanan kulüplere yüzlerce kadın ve erkek yurttaş katılır, günlük siyaset tartışılır, zaman zaman Komüne yönelik ciddi eleştiriler de yapılır. Komün yöneticileri bu toplantılara katılmak için davet edilir ve özellikle işçi üyeler katılırlar. Bu toplantılar emekçi kitlelerin siyasete doğrudan müdahale ettikleri, Komünün kararlarının değerlendirilip eleştirildiği ve halkın taleplerini ifade ettiği platformlardır. Toplantının ertesi günü, kulüp adına bir delegasyon alınan kararları Komün’ün bulunduğu Paris Büyükşehir Belediyesine götürür.

Bu tartışmalar sayısı onlarca artan ve kitleler içinde ciddi etki yaratan, günlük 50-60 bin tirajlı gazetelerin sayfalarına taşınır. Bu gazetelerde her gün işçi mektupları yayınlanır ve bunlar Komün’ün atması gereken adımları işaret ederler. Yayınlanan makaleler halk içinde tartışılır, bazen kulüp toplantılarında iki eğilim arasında polemik konusu olur. Tartışmalar, siyasi bilincin yükselmesinin yanında, halkın alınan kararları denetleme ve kendi inisiyatifini sergilemesinin araçlık eder.

Paris halkı, mahalle komitelerinde, belediyelerde örgütlenmiş, bölge konseyleriyle Posta ya da Louvre Silah Atölyesi Konseyi gibi yönetim konseylerinde temsilcilerini görevlendirmiştir.

Kadınların henüz oy hakkı yoktur, ancak siyasette aktiftirler ve tüm Komün sürecinde oynadıkları rol büyüktür, en önemli önerileri onlar sunar.

Sınıfın önemli müdahale araçlarından biri sendika odalarıdır. Komün döneminde farklı sektörlerde örgütlü 34 sendika odası faaldir. Bunların çoğu önce de vardır, fakat dağınıktırlar ve sınırlı olan etkileri Komünle birlikte artar ve merkezileşirler. Bu sendikalarla kitleler içinde örgütlü 43 dernek Komün yöneticileri üzerinde halkın denetim ve baskısını yansıtır.

*

Komün çoğu savaşmakla geçen 72 gün ayakta kalabilmiş, ancak bu kısa sürede halkın temel dertlerini çözmeye yönelmiştir.

• İşsizlik sorununun çözümü için, üretimin durduğu terk edilmiş fabrika ve atölyelere, karşılığı ödenerek, işçi birliklerince el konarak üretime başlanması kararlaştırılır.

• Çalışma koşullarının iyileştirilmesine, öncelikle fırın işçilerinin gece çalışması yasaklanarak başlanır. İşçilere karşı patronların önemli bir silahı olan bahanelerle ceza kesmeler kaldırılır. Günlük çalışma süresi belirli önemli sektörlerde düşürülür.

• Boş ve terk edilmiş evlere el konur, kiralar dondurulur, birikenler silinir.

• Dinle devlet ayrılır, laik eğitime geçilir ve devlet laik temelde kurulmaya girişilir. Eğitim, tüm kız ve erkek çocukları için zorunlu ve parasız kılınır.

• Siyasi af çıkarılır ve kısıtlamasız düşünce özgürlüğü ilan edilir. Belediyelere tam özerklik tanınır.

Komünün aldığı çoğu kararı hayata geçirmeye zamanı olmaz. Bu nedenle Marx, “Komün’ün en büyük önlemi onun kendi varlığı, benzersiz derecede zor koşullar altındaki çalışması ve eylemleridir.” der.

*

Komün’ün hataları da olur.

• Birincisi, iktidarın alınmasının ardından sergilenen uzlaşmacı ve ılımlı tutumudur. Komün, dağınık ve telaş içinde geri çekilen Versay hükümetine, güçlerini toparlamadan son hamleyi vurmaz, oyalanır ve can alıcı günleri değerlendiremez. Komün önderleri bir iç savaştan kaçınmak isterler, oysa savaşı başlatan burjuvazidir.

• Komünün ilk günlerinde formel demokrasiye aşırı bağımlılık ve seçimlerle gelecek meşruiyetin abartılması acil görevlerin yerine getirilmesini geciktirir. Oysa Komün geniş kitleler nezdinde zaten meşruiyete sahiptir. Bir hafta da böyle harcanır.

• Sonra da siyasal saflık sürer. Versay ajanları Paris sokaklarında cirit atar, ancak Komün doğru dürüst savunma önlemi almaz. “Basın özgürlüğü” adı altında karşı devrimi savunan birçok gazetenin basım ve dağıtılmasına izin verilir. Ancak Versay generallerinin komünarları kurşuna dizmeye başlamalarının ardından 5 Nisan’da alınabilen “her katliamına kanla cevap verme” kararı, on binlerce Parislinin katledildiği “Kanlı Hafta” öncesinde hayata geçirilmez.

• Aynı kararsızlık eski düzeni yıkma konusunda da yaşanır. Merkez Bankası ve büyük şirketlere el konularak millileştirilmez. Çalışma süresi ancak sembolik olarak düşürülür. Devrimin en aktif unsurları olan kadınlar lehine yasal önlemler alınmaz. Eski gerici sistemi ile birlikte vergiler yürürlükte kalır.

• Komünün bir diğer temel eksiği, köylülerin desteğini kazanabilmek için birkaç cılız girişim dışında bir şey yapmamasıdır. Proletarya henüz köylüleri kazanmanın öneminin farkında değildir.

Komün deneyinin temel bir dersini ise, “Mülk sahibi sınıfların bu kolektif iktidarına karşı, işçi sınıfının kendisini, mülk sahibi sınıflar tarafından kurulmuş bütün eski partilerden farklı ve onların karşıtı bir politik parti haline getirmediği takdirde sınıf olarak hareket etmesinin mümkün olmadığını” belirten Enternasyonal çıkarır. Eylül’de toplanan Enternasyonal, “İşçi sınıfının kendisini politik bir parti haline getirmesi, sosyal devrimin ve nihai sonucunun -sınıfların kaldırılmasının- zaferini sağlamak için gerekli olduğunu” ilan eder.

*

Çürüyen kapitalizme karşı iktidar mücadelesiyle toplumsal kurtuluş için proletarya diktatörlüğü ve zafer için işçi sınıfının politik parti olarak örgütlenme zorunluluğunun altını çizen Paris Komünü, 150. yılında hala capcanlıdır, güncelliğinden hiç kaybetmemiştir. 

Yaşasın Paris Komünü!

Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!