<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Açıklamalar &#8211; Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</title>
	<atom:link href="https://www.cipoml.net/tr/aciklamalar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cipoml.net/tr</link>
	<description>CIPOML</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Apr 2026 13:10:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.5</generator>

<image>
	<url>https://www.cipoml.net/tr/wp-content/uploads/2015/08/cropped-favicon-32x32.png</url>
	<title>Açıklamalar &#8211; Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</title>
	<link>https://www.cipoml.net/tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İşçi sınıfı iktidarı olmadan, insanlık sömürü, baskı ve savaştan kurtulamaz</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/isci-sinifi-iktidari-olmadan-insanlik-somuru-baski-ve-savastan-kurtulamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:10:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1219</guid>

					<description><![CDATA[1886 Mayıs’ında Chicago’da dökülen işçi kanı, bugün hâlâ dünya çapında yanmaya devam eden kapitalist sömürüye karşı mücadeleyi, işçilerin yaşama ve kurtuluşuna doğru sarsılmaz yürüyüşünü ateşledi. Bu 1 Mayıs’ta da dünyanın her köşesinde işçi sınıfı, yitirdiği yoldaşlarını bir inanç ya da teslimiyet göstergesi olarak değil, sermaye sömürüsüne karşı yankılanan bir mücadele çağrısı olarak anacak. Bugün dünya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>1886 Mayıs’ında Chicago’da dökülen işçi kanı, bugün hâlâ dünya çapında yanmaya devam eden kapitalist sömürüye karşı mücadeleyi, işçilerin yaşama ve kurtuluşuna doğru sarsılmaz yürüyüşünü ateşledi. Bu 1 Mayıs’ta da dünyanın her köşesinde işçi sınıfı, yitirdiği yoldaşlarını bir inanç ya da teslimiyet göstergesi olarak değil, sermaye sömürüsüne karşı yankılanan bir mücadele çağrısı olarak anacak.</p>



<p>Bugün dünya işçi sınıfının ayağa kalkmak için fazlasıyla nedeni var: fabrikalardan, tarlalardan ve şehirlerden, sömürünün derinleştiği ve yaşamın giderek güvencesizleştiği her yerden sayısız talep yükseliyor. Bu duygu ve talepler arasında, Amerikan emperyalizminin saldırganlığının yeniden tırmanışının mahkûm edilmesi güçlü bir şekilde yankılanıyor. Amerikan emperyalizmi, İsrail Siyonizmi ile birlikte, İran ve Lübnan’a yönelik saldırılar ve askeri müdahalelerle, bombalamalar ve asker sevkiyatlarıyla tırmanan çatışmayı körükleyerek Ortadoğu’yu savaşa sürükledi. Filistin halkına karşı soykırım uygularken, Venezuela ve Küba gibi ülkelere karşı baskı ve saldırı politikalarını sürdürüyor.</p>



<p>Amerikan emperyalizminin saldırganlığı münferit bir olgu değil, yıllardır yaşadığı gerilemenin bir belirtisi; bugün ekonomik ve jeopolitik gücüne meydan okuyan başlıca rakibi olarak gördüğü emperyalist Çin karşısında küresel hegemonyasını koruma yönünde çaresiz bir tepki. İttifakların yeniden şekillendiği ve çatışmaların yoğunlaştığı bu güçler arası mücadelede –tarihte defalarca olduğu gibi– krizin, savaşın ve sömürünün yükünü taşıyanlarsa işçiler, gençler ve halklar.</p>



<p>Bu gerçeklik karşısında işçi sınıfı ve halklar, herhangi bir emperyalist güçten yana saf tutamaz ve tutmamalıdır. Emperyalizm, doğası gereği yağmacıdır ve hangi biçime bürünürse bürünsün halkların düşmanıdır. Emperyalistler arası çelişkilerin keskinleştiği bu süreçte tutumumuz açıktır: Bizler herhangi bir güçten yana değil, direnen ve mücadele edenlerden yanayız.</p>



<p>Halkların kurtuluş mücadelesinin, onurlu ve egemen bir şekilde var olma hakkının yanındayız. İran, Lübnan, Filistin halkı ve dünyanın dört bir yanında kapitalist sömürüye, baskıya ve şiddete karşı direnen tüm halklarla dayanışma bayraklarımızı yükseltiyoruz. Onların mücadelesi bizim mücadelemizdir; çünkü her birinde farklı bir geleceğin sömürüsüz sınıfsız dünyasının imkânı yatmaktadır.</p>



<p>Bugünkü koşullarda, tüm anti-emperyalist ve anti-faşist güçleri halk düşmanlarına karşı birleşmeye çağırıyoruz. Onların yolunu kararlı ve güçlü bir birlikle kesmek gerekiyor. Bu yalnızca bir slogan değil, örgütlü ve bilinçli bir eylem olmalıdır.</p>



<p>Gücümüzü, işçilerin direndiği her alanda, sömürü ve adaletsizliğe karşı seslerin yükseldiği her ülkede, gündelik mücadele içinde somut olarak ortaya koyalım. Yürüttüğümüz yerel mücadelelerden beslenen, küresel ölçekte hareket eden, emperyalizme darbe vurabilecek ve kurtuluşun yolunu açabilecek bir cephe inşa edelim.</p>



<p>Kapitalist sistem bugün yaşamı güvence altına alma konusundaki yetersizliğini açıkça ortaya koyan kritik bir dönemden geçiyor. Servetin giderek daha dar bir kesimin elinde yoğunlaştığına tanık olunurken, işçi sınıfı ve emekçi halkın yaşam koşulları endişe verici biçimde kötüleşiyor.</p>



<p>Sermayenin hizmetindeki hükümetler tarafından uygulanan ekonomik uyum politikaları, yalnızca yoksulluğun artmasına, işsizliğin yükselmesine ve daha yüksek düzeyde sömürünün tırmanmasına yol açmıştır. Kapitalizm, halklar için hiçbir zaman bir refahın yolu olmadı, şimdi de değil.</p>



<p>Gerçek kurtuluşu sağlamak için kapitalist-emperyalist sistemin yıkılması tarihsel bir zorunluluktur. Onun yerine, mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirildiği, adalet, özgür ve onurlu emek temelleri üzerinde yükselen yeni toplumu, işçilerin toplumunu, sosyalizmi kuralım.</p>



<p>Yaşasın İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs!<br>Kahrolsun emperyalizm ve Siyonizm!</p>



<p><strong><br><strong>Uluslararası </strong>Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</strong><br><strong>Koordinasyon Komitesi</strong></p>



<p><em>Mayıs 2026</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vijay Kumar Singh Yoldaş ölümsüzdür!</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/vijay-kumar-singh-yoldas-olumsuzdur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 10:38:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1215</guid>

					<description><![CDATA[Hindistan Devrimci Demokrasi Örgütü’nün kurucusu değerli Vijay yoldaşı 17 Nisan’da kaybettik. Yoldaş son evresine ulaşan, şimdiye kadar tedavisi çoktan bulunmuş olması gereken lanetli hastalık nedeniyle Yeni Delhi’de, Apollo Hastanesinde son nefesini verdi. Yoldaşımızın onarılması olanaksız kaybı bizleri derinden etkiledi. Artık o bilge kişiliğiyle toplantılarımıza katılamayacak ve bizlere yeni katkılarda bulunamayacak. Şüphesiz ki capacanlı bir akış [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Hindistan Devrimci Demokrasi Örgütü’nün kurucusu değerli Vijay yoldaşı 17 Nisan’da kaybettik.</p>



<p>Yoldaş son evresine ulaşan, şimdiye kadar tedavisi çoktan bulunmuş olması gereken lanetli hastalık nedeniyle Yeni Delhi’de, Apollo Hastanesinde son nefesini verdi.</p>



<p>Yoldaşımızın onarılması olanaksız kaybı bizleri derinden etkiledi. Artık o bilge kişiliğiyle toplantılarımıza katılamayacak ve bizlere yeni katkılarda bulunamayacak. Şüphesiz ki capacanlı bir akış olan Marksist-Leninist komünist hareket sürecek. Toplantılarımızda onun bilge görüşleriyle katkılarından yararlanamayacağız, ama Yoldaş Vijay&#8217;ın yaşadığı ve uğruna savaştığı dava zafer kazanacak. Tıpkı Marx ve Engels&#8217;in yokluğunda Ekim Devrimi ile Rusya’da zafer kazanıldığı gibi, Yoldaş Vijay’ın yokluğunda da Hindistan’da ve tüm dünyada zafer kazanılacak. Biliyoruz ki, gelecek nesiller sonunda geri döndürülemez kesin zaferine de tanıklık edecek. Ancak bunlar kederimizi hafifletmiyor. Üzüntümüz büyük.</p>



<p>Yüreklerimize su serpen, Vijay yoldaşın yaşamına çok şey sığdırmış oluşu ve uluslararası işçi sınıfına emanet ederek arkasında bıraktığı Marksist-Leninist harekete katkılarıdır.</p>



<p>Yoldaş Vijay, Sovyet sosyalizmiyle günümüz komünist hareketi arasında köprü kurma görevini üstlenerek, uluslararası devrimci işçi hareketinin bir önceki dönemin deneylerinden yararlanabilmesini olanaklı kılan seçkin yoldaşlarımızdandı.</p>



<p>Yaşamı boyunca savunduğu Marksizm-Leninizm bayrağını devredeceği geriden gelenlerin ilerleyişini kolaylaştırmayı görev bilmiş, bu nedenle Rusça öğrenip ömrünün bir bölümünü Rusya’da geçirerek Lenin ve eserlerini incelemişti. Sovyet arşivlerinde yaptığı çalışmalarla Sovyetler Birliği’nde sosyalizmin inşası ve Komintern’in uluslararası komünist hareketi örgütleyip yönettiği dönemin üstü örtülüp çarpıtılan çok sayıda gerçeğini bizlere ve gelecek nesillere aktaran en başta odur. Dönemin gizli kalmış ya da modern revizyonist ihanetçe değiştirilmiş birçok tartışma, konuşma, politik tutum ve pratik olgusundan Vijay yoldaşın bu çalışmalarıyla haberdar olduk. Editörlüğünü üstlendiği Devrimci Demokrasi dergisi yalnızca Hindistan devriminin sorunlarına çözüm arayışlarının değil geçmişten geleceğe yaptığı bu aktarımların bir aracı oldu.</p>



<p>Kuşku yok ki yoldaşımızın yerini doldurmaya çalışacak, ama eksikliğini hep hissedeceğiz.</p>



<p>Değerli Marksist-Leninist mücadele insanı Vijay yoldaşa şan olsun!</p>



<p>Yaşasın Marksizm-Leninizm!</p>



<p>Yaşasın uluslararası devrimci işçi hareketi!</p>



<p>Komünizm davasının zaferi için ileri!</p>



<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</strong></p>



<p><strong>Koordinasyon Komitesi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Filistinli mahkumların idamını yetkilendiren yasa faşist bir yasadır</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/filistinli-mahkumlarin-idamini-yetkilendiren-yasa-fasist-bir-yasadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 17:11:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1213</guid>

					<description><![CDATA[30 Mart&#8217;ta İsrail Knesset&#8217;i, Filistinli mahkumlara karşı savunma haklarını tam olarak güvence altına almadan ölüm cezası verme yetkisini İsrail mahkemelerine tanıyan bir yasayı kabul etti. Bu, yalnızca kadınları, çocukları ve yaşlıları işkence edip öldürmekle kalmayıp, hapishanede fiziksel imhaya da başvuran İsrail Siyonizm’inin faşist doğasını ortaya koymaktadır. Bu ölüm cezası, aynı yasal çerçeve altında İsrail vatandaşlarına [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>30 Mart&#8217;ta İsrail Knesset&#8217;i, Filistinli mahkumlara karşı savunma haklarını tam olarak güvence altına almadan ölüm cezası verme yetkisini İsrail mahkemelerine tanıyan bir yasayı kabul etti. Bu, yalnızca kadınları, çocukları ve yaşlıları işkence edip öldürmekle kalmayıp, hapishanede fiziksel imhaya da başvuran İsrail Siyonizm’inin faşist doğasını ortaya koymaktadır. Bu ölüm cezası, aynı yasal çerçeve altında İsrail vatandaşlarına uygulanmamaktadır.</p>



<p>Suçlular Netanyahu, Ben-Gvir ve Smeitrich, ABD&#8217;nin İran ve Lübnan&#8217;a karşı yürüttüğü yıkıcı savaşın ve bunun bölge ve dünya üzerindeki ekonomik ve mali sonuçlarının küresel çapta yarattığı çıkmazı istismar ederek, akla gelebilecek en ırkçı ve ayrımcı yasaları dayattılar. Bu yasalar, mahkemelere Filistinlileri yasallık kisvesi altında öldürme konusunda sınırsız yetki veriyor. Bu yasalar özellikle Filistinlileri hedef alıyor ve yerleşimcilerin suçlarını ele almak için benzer hükümler içermiyor; hatta yerleşimciler, siyasi intikam için Filistinlileri kasten öldürseler bile, tamamen cezasız kalıyorlar ve güçsüz uluslararası kuruluşlar tarafından hesap sorulma veya yargılanma korkusu duymuyorlar.</p>



<p>Bu durum, Filistin halkına karşı başlatılan imha savaşının başından beri Siyonist rejimi destekleyen emperyalist devletlerin ve gerici Arap rejimlerinin suç ortaklığıyla gerçekleşmektedir. Filistin halkı, topraklarını ve onurlarını olağanüstü bir direnç ve özveriyle savunmaktadır. Bugünün suçlularının eylemleri, Nazizm ve sömürgeciliğin dünya çapındaki sayısız direniş hareketine karşı işlediği katliamları ve vahşetleri hatırlatmaktadır.</p>



<p>Mahkumların idamını yetkilendiren yasa, işgalci devletin ilke ve değerlere, ayrıca savaş esirlerine insancıl muamele gerektiren uluslararası anlaşmalarla belirlenen asgari yasal standartlara duyduğu saygısızlığı göstermektedir. Bu durum, demokratik örgütler ve anti-faşist devrimci güçler arasında yaygın bir öfke dalgasına yol açarken, birçok gerici güç ve Batılı kapitalist ülke, Filistin halkının hak ve özgürlüklerini etkileyen seçici kararlar karşısında sessiz kalmaktadır.</p>



<p>Uluslararası Marksist-Leninist Partiler ve Örgütler Konferansı (CIPOML),</p>



<p>&#8211; Ölüm cezası yasasını ve İsrail yargı sistemini kategorik olarak reddettiğini ve ırkçı Siyonist rejimi kınadığını;</p>



<p>&#8211; Filistin halkının mücadelesini ve işgal hapishanelerinde tutulan tutsakları desteklediğini ve dünya çapındaki demokratik ve devrimci örgütleri ve güçleri, İsrail&#8217;deki Filistinli siyasi tutsaklarla dayanışma kampanyası geliştirmeye çağırdığını;</p>



<p>&#8211; Bu yasadan sorumlu olanların yargılanması ve siyasi ve diplomatik olarak tecrit edilmesi gibi somut önlemlerin alınması gerektiğini;</p>



<p>&#8211; Filistinli tutsakların korunmasını, haklarından tam olarak yararlanmalarını ve İsrail&#8217;in onlara yönelik uygulamalarının yakından izlenmesini garanti altına almak için acilen harekete geçilmesi gerektiğini teyit eder.</p>



<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</strong></p>



<p><strong>Koordinasyon Komitesi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD-İsrail&#8217;in İran&#8217;a yönelik yeni saldırısını kınıyor, İran işçi sınıfı ve halkıyla dayanışma çağrısında bulunuyoruz</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/abd-israilin-irana-yonelik-yeni-saldirisini-kiniyor-iran-isci-sinifi-ve-halkiyla-dayanisma-cagrisinda-bulunuyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 18:43:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1200</guid>

					<description><![CDATA[Sözde müzakereler sürerken İran&#8217;a karşı yeni ABD-İsrail askeri saldırısı, savaşın, istikrarsızlığın ve dünya barışına yönelik tehlikenin ana kaynağı olan ABD emperyalizminin hunharlığını göstermektedir. Devam eden savaş, geçen yıl 13 Haziran&#8217;da gerçekleştirilen saldırının bir devamıdır ve ABD, lanetli darbesini hazırlarken müzakereleri bir perde olarak kullanmıştır. ABD’nin İran ve diğer ülkelere yönelik saldırgan politikası, derinleşen emperyalist çelişkiler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sözde müzakereler sürerken İran&#8217;a karşı yeni ABD-İsrail askeri saldırısı, savaşın, istikrarsızlığın ve dünya barışına yönelik tehlikenin ana kaynağı olan ABD emperyalizminin hunharlığını göstermektedir.</p>



<p>Devam eden savaş, geçen yıl 13 Haziran&#8217;da gerçekleştirilen saldırının bir devamıdır ve ABD, lanetli darbesini hazırlarken müzakereleri bir perde olarak kullanmıştır.</p>



<p>ABD’nin İran ve diğer ülkelere yönelik saldırgan politikası, derinleşen emperyalist çelişkiler ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki, özellikle Ortadoğu ve Latin Amerika&#8217;daki halklara karşı artan ABD eylemleri bağlamında değerlendirilmelidir. İran&#8217;a karşı dün ve bugün yapılan suçlamalar, geçmişte Irak&#8217;ta olduğu gibi, savaş kışkırtıcı politikaları haklı çıkarmak için kullanılan birer kılıftan ibarettir. Şimdi maskelerini düşürdüler ve açıkça rejim değişikliği çağrısında bulundular.</p>



<p>Ortadoğu’yu tam kontrolüne almaya çalışan Amerika Birleşik Devletleri, İsrail Siyonizmi ile birlikte son zamanlarda Gazze, Lübnan ve Suriye&#8217;ye karşı tekrarlanan askeri saldırılar düzenledi. İran&#8217;a yönelik saldırılar, o dönemde CIPOML tarafından kınandığı üzere, bu emperyalist stratejinin bir parçasıdır.</p>



<p>İran&#8217;ın kendini savunma hakkını tanıyoruz; bu nedenle, &#8220;mollaların&#8221; gerici doğasını inkar etmeden, öncelik ABD-İsrail emperyalist saldırganlığını kınamak ve durdurmaktır.</p>



<p>Bu nedenle, Ortadoğu halklarını ve tüm dünyayı, barış mücadelesini güçlendirmek için emperyalist-Siyonist saldırganlığa karşı seferber olmaya çağırıyoruz.</p>



<p><strong>İran işçileri ve halkıyla dayanışmaya!</strong></p>



<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı</strong> <strong>(CIPOML)</strong><br><strong>Koordinasyon Komitesi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD emperyalizminin Venezuela&#8217;ya karşı saldırganlığı üzerine</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/abd-emperyalizminin-venezuelaya-karsi-saldirganligi-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2026 10:34:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1193</guid>

					<description><![CDATA[Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML), ABD emperyalizminin Venezuela’ya ve Venezuela halkına karşı gerçekleştirdiği saldırıyı kararlılıkla ve bir kez daha en güçlü biçimde kınadığını yineler.CIPOML, devrimci örgütleri, işçi sınıfını ve dünya halklarını, sonuçları hâlâ gelişmekte olan bu trajik olaylardan gerekli deneyim ve dersleri çıkarmaya çağırır. Emperyalistler arası çelişkiler bağlamında Venezuela Bu terörist eylem, her [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML), ABD emperyalizminin Venezuela’ya ve Venezuela halkına karşı gerçekleştirdiği saldırıyı kararlılıkla ve bir kez daha en güçlü biçimde kınadığını yineler.<br>CIPOML, devrimci örgütleri, işçi sınıfını ve dünya halklarını, sonuçları hâlâ gelişmekte olan bu trajik olaylardan gerekli deneyim ve dersleri çıkarmaya çağırır.</p>



<p><strong>Emperyalistler arası çelişkiler bağlamında Venezuela</strong></p>



<p>Bu terörist eylem, her şeyden önce, ABD emperyalizminin saldırgan, yayılmacı ve yağmacı karakterinin derinleştiğini ortaya koyuyor. Bu karakter, küresel hegemonyasını sürdürmek, zaman içinde zayıflayan etki alanlarını geri kazanmak ve dünyanın yeni bölgelerine doğru genişlemek amacıyla, egemen elitleri tarafından belirlenmiş bir stratejiye dayanıyor. Bu yönelim, ABD hükümeti tarafından geçen yılın sonlarında yayımlanan 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde açıkça formüle edilmiştir.</p>



<p>Aynı emperyalist saldırganlık mantığı içinde, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’in kaçırılması ile aralarında sivillerin de bulunduğu yüz kadar kadın ve erkeğin öldürülmesi, uluslararası hukuku açıkça ihlal eden ve Venezuela’nın bağımsızlığına ve egemenliğine doğrudan bir saldırı teşkil eden bir uluslararası haydutluk eylemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Donald Trump hükümetinin bu nitelikteki bir eylemini hiçbir şey haklı gösteremez; bu eylem ancak dünya işçilerinin ve halklarının en güçlü tepkisini ve dayanışma temelindeki mahkûmiyetini hak eder.</p>



<p>ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı ve güncel gelişmeler, Ukrayna’daki savaşta görüldüğü üzere –başlıca aktörleri Rusya, ABD ve Avrupa güçleri olan– giderek keskinleşen emperyalistler arası mücadeleler ve çelişkiler çerçevesinde ele alınmadan tam olarak anlaşılamaz.</p>



<p>ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısını –ve hemen ardından petrol tekellerine ülkede yatırım ve üretim yapmaları için verilen teşvikleri– kısa bir süre öncesine kadar Venezuela’dan ihraç edilen petrolün yarısından fazlasını Çin’in satın almış olması ve Çin’in Venezuela’nın başlıca ticaret ortağı haline gelmesi gerçeğinden bağımsız düşünmek mümkün müdür? Çin’in Venezuela’ya 70 milyar doları aşan krediler vererek onun en büyük mali garantörü konumuna geldiği gerçeği göz ardı edilebilir mi?</p>



<p>Pekin’in başlıca ham petrol alıcısı, finansman ve ticarette stratejik ortak oluşuyla kurulan bu ilişkiyle Çin’in Venezuela’nın enerji düzeneklerinin temel bir unsuru olduğu inkâr edilebilir mi?</p>



<p>ABD’nin Panama’ya yönelik tehditleri, –jeoekonomik etki alanları için rekabetin yaşandığı bir bağlamda– ticari ve askerî açıdan yapısal olarak belirleyici olan Kanal’la bağlantılı önemli limanların kontrolünün Çin sermayesine devredilmesi olgusundan bağımsız düşünülebilir mi?</p>



<p>İran’a yönelik saldırı, yaptırım ve baskılar; Çin’e petrol akışı, Tahran’ın Pekin ve Moskova ile kurduğu yakın ittifaklar ve bu bağların küresel güç blokları arasındaki rekabet açısından taşıdığı önem hesaba katılmadan açıklanabilir mi?</p>



<p>Ve son olarak, nadir toprak elementleri ve Avrupa Birliği ile yarı iletken tedarik zincirleri açısından doğrudan sonuçları olan diğer kritik kaynaklar bakımından zengin bir bölge olan Grönland üzerinden Danimarka’ya yöneltilen ABD tehditleri; Çin ve Avrupalı emperyalistler karşısında stratejik kaynaklar, jeopolitik varlık ve teknolojik denetim uğruna verilen emperyalist mücadelenin merkezine yerleştirilmeden anlaşılabilir mi?</p>



<p>ABD emperyalizminin yaşadığı gerileme ve Çin’in ABD hegemonyasına meydan okuyan bir güç olarak yükselişi, emperyalistler arası çelişkilerin gelişimi üzerinde güçlü bir etki yaratıyor. Çin, Latin Amerika dahil tüm kıtalarda başlıca alacaklı, yabancı yatırımcı ve ticaret ortağı haline geldi; ABD’yi ikinci plana itti. Çin sanayi ürünleri neredeyse tüm ülkeleri doldururken, dolar uluslararası egemen para birimi olma rolünü giderek kaybediyor. Trump’la birlikte ABD emperyalizmi, bu gerilemeyi durdurmak ve Çin’in yükselişini engellemek için güç politikasını tercih etti.</p>



<p>ABD, halen dünyanın başlıca ekonomik gücü olmasına rağmen, stratejik rakipleriyle yüzleşme ve onları dizginleme konusunda artan zorluklarla karşı karşıya. Askerî harcamaları, tek başına, kendisini izleyen dokuz ülkenin toplamını aşıyor. Bu ezici askerî üstünlüğe dayanarak ABD emperyalizmi, rakiplerinin yatırımlarını sağlamlaştırdığı ve ticari bağlarını genişlettiği petrol, madenler ve diğer stratejik hammaddeler bakımından zengin bölgelerde onları geriletmeyi ve zayıflatmayı hedefliyor. Bu çerçevede, başlıca rakibi Çin’i ya tabi bir ilişkiyi kabule zorlamaya ya da henüz kazanabilecek durumda olmadığı erken bir çatışmaya sürüklemeye çalışıyor.</p>



<p>ABD saldırganlığı karşısındaki sessizlik, yalnızca rakiplerinin enerji, hammadde, yatırım ve ticaret alanlarındaki zorluklarını ağırlaştırmakla kalmaz; aynı zamanda “iyi ilişkiler” sürdürdüklerini iddia ettikleri Venezuela ve İran gibi hükümetler nezdinde güvenilirliklerini de aşındırır. Bu pasiflik, saldırganlığı dizginlemek bir yana, ABD emperyalizminin saldırganlığını daha da teşvik eder.</p>



<p>ABD emperyalizminin artan saldırganlığı, aynı zamanda, emperyalizme karşı ezilen halklar ve bağımlı ülkeler ile burjuvazi ve işçi sınıfı arasındaki sınıf çelişkilerinin de keskinleşmesine yol açıyor; zira her biri süregiden gelişmeler karşısında açıkça farklı tutumlar alıyor.</p>



<p><strong>Yeni emperyalist taarruz</strong></p>



<p>CIPOML, başını ABD emperyalizminin çektiği emperyalist güçlerin dünyayı yeniden denetim, egemenlik ve sömürü bölgelerine bölme yönündeki yenilenen girişimlerinin, işçiler, halklar ve uluslar için son derece ciddi tehlikeler barındırdığına dikkat çeker. Bu süreç, halkların toplumsal ve ulusal kurtuluş mücadelelerini ezmeyi hedefleyen bir taarruzdur ve yeni bir emperyalist savaş riskini derinleştiriyor.</p>



<p>Askerî ve siyasal saldırganlığın yanı sıra, emperyalist taarruz dünya ölçeğinde etkisini artıran açıkça faşist ve neo-faşist siyasal projeleri de harekete geçiriyor.</p>



<p><strong>Emperyalizm, savaş ve aldatma</strong></p>



<p>Dünya halkları, acı deneyimler aracılığıyla bir kez daha doğrulamaktadır ki emperyalist güçler barıştan söz ettiklerinde, gerçekte yeni savaş ve saldırı senaryolarına hazırlanmaktadırlar. Bu manevraların amacı, halkları ve ulusları boyunduruk altına almak, kaynaklarını yağmalamak ve emperyalist askerî-endüstriyel kompleksin kârlarını artırmaktır.</p>



<p>Hiçbir emperyalist ülke, –yedekleme amacıyla destekliyor görüntüsü verme aldatıcılığı bir yana– halkların demokrasi, özgürlük ve gerçek bağımsızlık uğruna yürüttüğü mücadelelere destek vermez. Emperyalist güçler, kendi aralarındaki çelişkiler ve iç çatışmalar ne kadar derinleşirse derinleşsin, büyük sermayenin çıkarlarını korumak ve ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelelerini sabote etmek söz konusu olduğunda her zaman uzlaşmaya varırlar.</p>



<p><strong>İşçi sınıfının ve halkların görevleri</strong></p>



<p>Burjuvazinin emperyalizme karşı mücadeledeki tarihsel yetersizliğinin bir kez daha açıkça ortaya çıktığı bu karmaşık tabloda, CIPOML, emperyalist saldırganlığı boşa çıkarabilecek yegâne gücün, işçi sınıfının önderliğinde, sosyalist perspektife sahip toplumsal ve ulusal kurtuluş ve demokratik bir düzen kurulması için halkların örgütlü mücadelesi olduğunu bir kez daha vurgular.</p>



<p>Emperyalizme karşı durmakla ilgilenen toplumsal ve siyasal güçlerle birlik çalışmasını güçlendirmek; geniş bir dünya antiemperyalist ve antifaşist cephenin gelişimi için çalışmak; savaşa karşı, barış ve halkların uluslararası dayanışması için mücadeleyi yükseltmek; egemen sistemin ürettiği şiddete karşı çıkmak acil bir görevdir.</p>



<p>Ulusal ve uluslararası düzeyde tüm demokratik güç ve kesimlerin birleştirilmesi ve seferber edilmesi, birinci derecede önem taşıyan bir görevdir.</p>



<p>Bugün, ABD saldırganlığının mahkûm edilmesi ve Venezuela işçileriyle, halkıyla dayanışma, özel bir önem kazanmaktadır.</p>



<p><strong>Venezuela’ya emperyalist müdahaleye hayır!</strong></p>



<p><strong>Yaşasın Venezuela işçi sınıfı ve halkının ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelesi!</strong><strong></strong></p>



<p><strong>Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</strong></p>



<p>Ocak 2026</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin Venezuela&#8217;ya yönelik emperyalist saldırısını kınıyor ve Venezuela halkıyla dayanışma çağrısı yapıyoruz</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/abdnin-venezuelaya-yonelik-emperyalist-saldirisini-kiniyor-ve-venezuela-halkiyla-dayanisma-cagrisi-yapiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 20:34:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1189</guid>

					<description><![CDATA[Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML), ABD hükümeti tarafından Venezuela Bolivarcı Cumhuriyeti’ne karşı gerçekleştirilen hain askeri saldırıyı en şiddetli şekilde kınadığını ifade ediyor. Washington tarafından uygulanan, ticaret gemilerine el konulmasını da içeren ekonomik abluka ve siyasi tehditlerin ardından gelen hava saldırıları ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin kaçırılarak ABD’ye götürülmesi, uluslararası hukukun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML), ABD hükümeti tarafından Venezuela Bolivarcı Cumhuriyeti’ne karşı gerçekleştirilen hain askeri saldırıyı en şiddetli şekilde kınadığını ifade ediyor.</strong></p>



<p>Washington tarafından uygulanan, ticaret gemilerine el konulmasını da içeren ekonomik abluka ve siyasi tehditlerin ardından gelen hava saldırıları ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin kaçırılarak ABD’ye götürülmesi, uluslararası hukukun ve halkların kendi kaderini tayin hakkı ilkesinin açık bir ihlali olduğu gibi, aynı zamanda apaçık bir korsanlık eylemini oluşturuyor. CIPOML, ABD emperyalizminin bu terörist saldırısının, kıtada tarihsel olarak dayatılan hegemonyaya meydan okuyan ve yalnızca kendi kaderini ve doğal kaynaklarını kontrol etme kararlılığını gösteren bir halkı cezalandırmayı amaçladığını değerlendiriyor. Venezuela’ya yönelik bu saldırıyla ABD emperyalistleri, sadece Venezuela halkının kaderini ve kaynaklarını ele geçirmeye çalışmıyor; bu saldırı, başta Latin Amerika ve Karayipler olmak üzere dünya halklarına yönelik bir tehdit ve uyarı niteliği taşıyor.</p>



<p>Venezuela’ya yönelik saldırı, Ortadoğu’da Amerikan karşıtı güçlerden tamamen arındırılması gereken bir ABD hegemonyası kurma girişimlerinin ve ABD emperyalizminin lideri Trump’ın İran’a müdahale tehdidinde bulunmasının hemen ardından gerçekleşti. Kendini dünyanın efendisi ve polisi ilan eden bu emperyalist saldırgan, engel olarak gördüğü her yere ve her güce saldırıyor ve durdurulmalıdır.</p>



<p>ABD emperyalizminin Kasım ayı sonunda açıkladığı Ulusal Güvenlik Belgesi’nde yer alan ve Monroe Doktrini’nin güncellenmiş bir halini temsil eden Amerika kıtası üzerindeki egemenliğin bölünmezliği ilkesi, Venezuela’ya yönelik emperyalist vahşetin temelidir.</p>



<p>Venezuela’ya yönelik bu yeni emperyalist saldırı, kendi yolunu çizmeyi seçen ülkeler üzerinde kontrol kurmayı amaçlayan sistematik stratejinin yeni bir adımıdır. Bu bağlamda, Venezuela’nın egemenliği halkının onurunun bir parçasıdır. Bu nedenle, Venezuela’nın bağımsızlığını ve egemenliğini savunmak, barış içinde bir arada yaşamaya ve iç işlerine saygıya dayalı bir dünya arzulayan tüm ilerici ve devrimci güçler için kaçınılmaz bir öncelik olmalıdır.</p>



<p>Bu nedenle CIPOML, dünya işçilerini ve halklarını, uluslararası duruma yeni kargaşa unsurları ekleyen bu saldırıya karşı aktif bir şekilde karşı durmaya çağırıyor.</p>



<p>İşçilerin ve halkın sesi, Venezuela’yı savunmak için güçlü bir şekilde yükselmelidir. Geleceğini yabancı vesayeti olmadan inşa etmeyi amaçlayan bir halkın egemenliğinin ve barış içinde yaşama hakkının ihlal edilmesine izin vermeyeceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.</p>



<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML) </strong></p>



<p><strong>Koordinasyon Komitesi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya halklarına çağrı: İran’a yönelik Amerikan-İsrail saldırganlığına karşı çıkalım!..</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/dunya-halklarina-cagri-irana-yonelik-amerikan-israil-saldirganligina-karsi-cikalim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jun 2025 10:27:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1143</guid>

					<description><![CDATA[İsrail’in 13 Haziran’da yoğun bir hava saldırısı ve suikastlarla başladığı İran’a yönelik saldırısı sürüyor. Irak’a yönelik saldırının gerekçesi “Saddam’ın kitle imha silahları” olması gibi, İran’ı hedef alan saldırının gerekçesi de “İran’ın nükleer programı”dır. Ajanslar, Trump’ın, günlerdir İsrail’in yanında savaşa katılıp katılmayacağı tartışılan Amerikan emperyalizminin İran’a yönelik saldırı planını onayladığı, ancak İran’a “geri adım atma” ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>İsrail’in 13 Haziran’da yoğun bir hava saldırısı ve suikastlarla başladığı İran’a yönelik saldırısı sürüyor. Irak’a yönelik saldırının gerekçesi “Saddam’ın kitle imha silahları” olması gibi, İran’ı hedef alan saldırının gerekçesi de “İran’ın nükleer programı”dır.</p>



<p>Ajanslar, Trump’ın, günlerdir İsrail’in yanında savaşa katılıp katılmayacağı tartışılan Amerikan emperyalizminin İran’a yönelik saldırı planını onayladığı, ancak İran’a “geri adım atma” ve “teslim olma” “şansı” vererek, henüz saldırı emri vermediği haberini geçiyor.</p>



<p>Gerçek, ABD’nin en başından beri İsrail’in İran’ı hedef alan saldırısına katılmakla kalmayıp, bu saldırganlığı yönlendirip yönettiğidir.</p>



<p>Amerikan emperyalizmi, İsrail Siyonizminin Gazze’yi hedef alan soykırım içerikli saldırısıyla birlikte Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmeye yönelik stratejik planını yürürlüğe koymuş, Lübnan’da attığı ileri adımın ardından, Suudiler ve Körfez Emirliklerinin desteğinde Türkiye ve İsrail’in inisiyatif almasıyla Suriye’de rejim değişikliği gerçekleştirmiş ve müttefiklerini zayıflatarak bölgedeki etkisini sınırladığı İran’ı hedefe koymuştur.</p>



<p>Lanetli bir saldırgan olduğundan kuşku duyulamayacak olan İsrail, rakiplerini etkisizleştirip dışlayarak, belirli ülkelerin sınır ve rejim değişikliklerini de kapsayarak Ortadoğu’yu koşulsuz egemenliği altına almayı amaçlayan Amerikan emperyalizminin bir vurucu gücüdür. Başat bölge gücü olmak türünden kendi özel çıkar ve amaçları yok değildir, hatta zaman zaman bu amaçlara ulaşmak üzere ABD’yi zorladığı da olmaktadır, ancak kendisininkileri onun stratejik amaç, yaklaşım ve planlarıyla uyumlandırmakta ve ABD tarafından vurucu gücü olarak kullanılmaktadır. Kendisi de silah üretmekle birlikte ABD’den sınırsız silah, cephane ve uzaydan istihbarat desteği alan İsrail kendisini ve saldırganlığını o denli ABD’siz tasarlamamaktadır ki, elinde bir hafta on günlük füze stoğu kalmış olmasına rağmen, hiç kaygı duymadan İran’ı bombalamaya başlayabilmiştir.</p>



<p>Bu, kendisini savaşın “başkomutanı” olarak lanse eden Trump’ın demeç ve açıklamalarında açıkça görünmektedir. İran’a “teslim olma” çağrısı yapan odur, “İran nükleer müzakerelere döner ve anlaşmayı imzala dediği gibi imzalarsa sorunun çözüleceğini” söyleyen odur.</p>



<p>Şu anda Amerikan emperyalizmiyle İsrail Siyonizmi İran’ı aralıksız bomba ve füze yağmuruna tutmakta ve havadan Farsı, Azerisi, Kürdüyle İran halkına kan ve zulüm yağdırmaktadır. 1979 İran Devrimiyle devrilen Şahın ABD’deki oğlu şimdiden İran’ı Amerikan emperyalizminin çıkar ve direktifleri doğrultusunda yönetmeye hazır olduğunu açıklamıştır.</p>



<p>Bugün bombalar Iran halkının canına kastederken “Mollaların gericiliği ve halk düşmanlığı” üzerine nutuklar atıp Amerikan-İsrail saldırganlığını mazur gösterme zamanı değildir. Mollalar kuşkusuz gericidir, ancak günün görevi vahşi Amerikan-İsrail saldırganlığının durdurulmasıdır.</p>



<p>İran’a yönelik Amerikan-İsrail saldırganlığını lanetliyoruz. Şüphesiz İran işçi sınıfı ve halklarının kendilerini savunma hakları vardır ve biz Ortadoğu ve dünya halklarını emperyalizme ve Siyonizme karşı mücadeleye çağırıyoruz.</p>



<p><strong>Haydi İran işçi sınıfı ve halkıyla dayanışmaya!</strong></p>



<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</strong></p>



<p><strong>Koordinasyon Komitesi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçi sınıfı ve halkların birliğini güçlendirmek ve sömürü düzenine son vermek için mücadele edelim</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/isci-sinifi-ve-halklarin-birligini-guclendirmek-ve-somuru-duzenine-son-vermek-icin-mucadele-edelim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 08:18:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1139</guid>

					<description><![CDATA[Emperyalistler arası çelişkilerin keskinleştiği, işçi sınıfı ve halkların burjuvazi ve emperyalizmin tahakkümüne karşı mücadelesinin yükseldiği bir dünya bağlamında, dünyanın dört bir yanındaki işçiler, uluslararası proletaryanın talepleri ve hakları için verdiği mücadeleyi haklı çıkaran, toplumsal kurtuluşlarını kazanma günü olan 1 Mayıs&#8217;ı anmaya hazırlanıyor. ABD emperyalizmi, dünya ekonomisinin büyümesi üzerinde ciddi olumsuz sonuçları olacak yeni bir ticaret [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Emperyalistler arası çelişkilerin keskinleştiği, işçi sınıfı ve halkların burjuvazi ve emperyalizmin tahakkümüne karşı mücadelesinin yükseldiği bir dünya bağlamında, dünyanın dört bir yanındaki işçiler, uluslararası proletaryanın talepleri ve hakları için verdiği mücadeleyi haklı çıkaran, toplumsal kurtuluşlarını kazanma günü olan 1 Mayıs&#8217;ı anmaya hazırlanıyor.</p>



<p>ABD emperyalizmi, dünya ekonomisinin büyümesi üzerinde ciddi olumsuz sonuçları olacak yeni bir ticaret savaşının ilk oklarını fırlattı. Donald Trump&#8217;ın uyguladığı gümrük vergisi politikasının durgunluk sürecini tetikleyeceği konusunda görüş birliği oluşmuş, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu gibi uluslararası kuruluşlar 2025 yılında küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahminlerini aşağı yönlü güncellemişlerdir. Trump&#8217;ın yeni gümrük vergilerini açıkladığı 2 Nisan&#8217;ı takip eden günlerde ABD, Avrupa, Asya ve Latin Amerika&#8217;da borsaların düşmesiyle dünya -haklı olarak- şoke oldu; büyük uluslararası tekeller hisselerinin düşmesi nedeniyle milyonlarca dolar “kaybetti”, bu miktarlar daha sonra geri kazanıldı. Ancak asıl vahim olan, durgunluk ve ekonomik kriz dönemlerinde en çok etkilenenlerin işçiler olmasıdır çünkü şirketler kapanır, işler ortadan kaldırılır, enflasyon artar ve ücretlerin alım gücü düşer, devlet bütçeleri kesilir ve yeniden yönlendirilir, işçilerin sömürüsünü yoğunlaştıracak ve burjuvazinin karını azamiye çıkaracak mekanizmalar aranır, bu mekanizmalara teşvikler verilir ve vergiler düşürülür: kısacası, krizin etkilerinin yükünü çeken halktır. Kapitalizmin mantığı budur. &nbsp;</p>



<p>ABD emperyalizminin başının uluslararası politikası, ABD’nin hegemonik güç olarak son yıllarda kaybettiklerini geri kazanmaya yöneliktir, bu nedenle bu hegemonyayı tartışmaya açan tek kapitalist-emperyalist güç olan Çin&#8217;i ana saldırı hedefi olarak seçmiştir ve bunu başarıyla gerçekleştirmektedir. Trump&#8217;ın gümrük vergisi politikasına karşı “isyan edenlere” yönelik tehditkâr söylemi, şimdi Xi Jinping tarafından, ABD’yle Çin&#8217;e zarar veren ticaret anlaşmaları imzalayan ülkelere karşı da kullanılıyor.</p>



<p>Uluslararası sahnede gerilim artıyor ve ticaret savaşının askeri olanlar da içinde olmak üzere diğer çatışma türlerine dönüşme riski mevcut. Trump&#8217;ın Ukrayna&#8217;daki savaş sayfasını kapatmaya yönelik ilgisi, barışı teşvik etmeye yönelik herhangi bir ilgiden kaynaklanmıyor. Trump ve Beyaz Saray&#8217;daki iktidar çevresinin militarist hevesi, birkaç örnek vermek gerekirse, Panama Kanalı&#8217;nın kontrolünü ele geçirmek için bu kanala asker gönderme tehditlerinde, Grönland&#8217;ı ele geçirme duyurusunda, Filistin halkını katleden Siyonist İsrail rejimine verilen ekonomik ve askeri destekte, Yemen&#8217;de başlatılan bombardımanlarda açıkça görülmektedir.</p>



<p>Şu anda sağcı muhafazakâr, gerici, faşist ve faşizm yanlısı siyasi güçlerin büyümesine tanık oluyoruz. Trump&#8217;ın ABD başkanı oluşu, bu kesimleri uluslararası arenada cesaretlendirmektedir. İşçilerin ve halkların tek düşmanı onlar değildir; uluslararası burjuvazinin sosyal demokrasi, ilerlemecilik ve oportünizm gibi başka aldatma araçları da vardır. Güçlerimizin örgütlenmesinde bağımsız sınıf tutumuyla ilerlemenin vazgeçilmez bir koşulu olarak onlarla yüzleşmeliyiz.</p>



<p>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı CIPOML olarak, dünya işçilerini, halk sınıf ve tabakalarını, onların gençleri ve kadınlarını, ezilen halkları ve milliyetleri, sömürülenlerin ve ezilenlerin birliğini güçlendirmek için çalışmaya, burjuvazi ve emperyalizmle yüzleşmek için sosyal ve siyasi örgütlerini güçlendirmeye, özel talepleri ve hakları için mücadeleyi yükseltmeye, mücadelelerimizi proletaryanın toplumsal devriminin zaferine ve sosyalizm ve komünizmin inşasına ilerletmeye çağırıyoruz.</p>



<p>Yaşasın 1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü!</p>



<p>Soykırımcı İsrail Siyonizmine karşı koyan Filistin halkıyla dayanışmaya!</p>



<p>Marksizm-Leninizmle, devrim ve sosyalizm için!</p>



<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı &#8211; CIPOML</strong></p>



<p>Nisan, 2025</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin işçileri ve halkıyla dayanışıyoruz!</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/turkiyenin-iscileri-ve-halkiyla-dayanisiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Mar 2025 08:24:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1136</guid>

					<description><![CDATA[Erdoğan&#8217;ın tek adam hükümeti istifa etsin! On binlerce işçi, öğrenci, emekli, genç, kadın ve erkek, Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın gerici hükümetini reddettiklerini ifade etmek için Türkiye&#8217;nin çeşitli kentlerinde sokaklara döküldü. Haykırışlar ortak: Erdoğan istifa! Faşizme karşı omuz omuza! Kitlesel protestolar, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve yüzden fazla kişinin aynı gün yasadışı ve keyfi şekilde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Erdoğan&#8217;ın tek adam hükümeti istifa etsin!</strong></p>



<p>On binlerce işçi, öğrenci, emekli, genç, kadın ve erkek, Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın gerici hükümetini reddettiklerini ifade etmek için Türkiye&#8217;nin çeşitli kentlerinde sokaklara döküldü. Haykırışlar ortak: Erdoğan istifa! Faşizme karşı omuz omuza!</p>



<p>Kitlesel protestolar, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve yüzden fazla kişinin aynı gün yasadışı ve keyfi şekilde tutuklanmasına tepki olarak gerçekleştiriliyor. İmamoğlu, Erdoğan&#8217;ın faşizme eğilimli tek adam rejiminin devamlılığı için bir risk haline geldi, tüm siyasi-seçim analizleri yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanacağı konusunda hemfikir, bu nedenle yarış dışı kalmasını istiyorlar. Türkiye&#8217;nin mevcut cumhurbaşkanı demokratik bir geçişi düşünmekten çok uzak; hatta kendisini ömür boyu cumhurbaşkanı yapacak bir anayasa “reformu”nu hayata geçirmeyi planlıyor. İstanbul belediye başkanının hapse atılması tek vaka değil; başta Kürt illerinde olmak üzere muhalif belediye başkanlarına yönelik onlarca tutuklama ve görevden alma yaşandı.</p>



<p>Toplumsal protestoların hızla ve kitlesel olarak yaygınlaşması, yaşam koşullarının hızla kötüleşmesi ve rejimin anti-demokratik ve baskıcı profilinin vurgulanması nedeniyle işçilerin ve halkın hükümete karşı biriken hoşnutsuzluğundan kaynaklanmaktadır. Mart 2024&#8217;teki yerel seçimler, halkın hükümete karşı ruh halinin termometresi olmuştur: Erdoğan ağır bir siyasi yenilgiye uğramıştır.</p>



<p>Çeşitli vesilelerle ve çeşitli koşullarda protestoları bastırmak için silah kullanmaya başvuran otoriter bir hükümete karşı sokaklara dökülen Türkiye&#8217;nin işçileri, gençleri ve halklarıyla dayanışmamızı ifade ediyor; protestoculara karşı uygulanan şiddetli baskıyı kınıyor; siyasal, sendikal ve halk muhalefeti örgütlerinin faaliyetlerini kriminalize etme girişimini de reddediyoruz. Özellikle, bugün bir kez daha demokrasi, özgürlük ve toplumsal dönüşüm için mücadele eden selin bir parçası olan Emek Partili yoldaşlarımızla dayanışmamızı ifade ediyoruz.</p>



<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</strong></p>



<p><strong>Koordinasyon Komitesi</strong></p>



<p>22 Mart 2025</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye işçi sınıfı ile dayanışma!</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/turkiye-isci-sinifi-ile-dayanisma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2025 11:31:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2025 - Avrupa Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1129</guid>

					<description><![CDATA[Kahrolsun Erdoğan&#8217;ın faşist hükümeti! 18 Şubat&#8217;ta Türkiye&#8217;deki demokratik ve emek hareketini bir tutuklama dalgası vurdu. Aralarında Emek Partisi (EMEP) üyelerinin yanı sıra partinin İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) gibi muhalefet partilerinin üyeleri ve çok sayıda gazetecinin de bulunduğu 52 kişi tutuklandı. Gözaltına alınanlar arasında aktif bir işçi hakları ve sınıf sendikacılığı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Kahrolsun Erdoğan&#8217;ın faşist hükümeti!</strong></p>



<p>18 Şubat&#8217;ta Türkiye&#8217;deki demokratik ve emek hareketini bir tutuklama dalgası vurdu. Aralarında Emek Partisi (EMEP) üyelerinin yanı sıra partinin İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) gibi muhalefet partilerinin üyeleri ve çok sayıda gazetecinin de bulunduğu 52 kişi tutuklandı. Gözaltına alınanlar arasında aktif bir işçi hakları ve sınıf sendikacılığı mücadelecisi olan BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen de vardı. Türkmen&#8217;in tutuklanmasına ve işçi örgütlerine yönelik baskılara karşı protestolar derhal ülke geneline yayıldı.</p>



<p>Türkiye&#8217;deki kardeş partimiz EMEP tarafından da belirtildiği üzere, bu tutuklamalar Erdoğan hükümetinin giderek daha baskıcı ve gerici bir rejim inşa etmeye çalıştığı manevraların bir parçasıdır: Belediye başkanlarının mahkeme kararıyla görevden alınması ve grevlerin defalarca yasaklanması gibi, siyasetçilerin, sendikacıların ve gazetecilerin tutuklanması da demokratik güçleri sindirmeyi ve Türkiye işçi sınıfının sömürüye karşı mücadelesini bastırmayı amaçlamaktadır.</p>



<p>Türkiye&#8217;nin işçileri, Erdoğan&#8217;ın &#8216;yeni Osmanlı&#8217; özlemleriyle övündüğü &#8216;yeni Türkiye&#8217;nin üzerine inşa edildiği emek ve sosyal haklarının erozyonuna yıllarca maruz kaldılar: günde 10-12 saatlik çalışma günleri, daha esnek işten çıkarma, işbirlikçi sendikacılık ve sendikal hakların ihlali, polis ve yargı baskısı, emeklilik maaşlarının erozyonu vb. Şimdi, işçi sınıfının aşırı sömürülmesi pahasına birkaç yıl boyunca inanılmaz karlar elde ettikten ve devletin hoşgörüsünden ve milyon dolarlık muafiyetlerinden yararlandıktan sonra, Türk şirketleri, yabancı sermaye ve hükümet krizin sonuçlarını işçilerin sırtına yüklemeye niyetli.</p>



<p>İşçiler aylardır patronların ve AKP hükümetinin birleşik saldırılarına karşı mücadele ediyor. Şubat ayında BİRTEK-SEN, Başpınar&#8217;daki (Antep) tekstil fabrikalarında ücret artışı talebiyle binlerce işçinin katıldığı bir grev dalgasına öncülük etti. Eylemler diğer sektörlere de yayıldı ve birçok şirkette kazanımlar elde edildi. Yetkililer, işçilerin direnişini ve mücadelelerinin birliğini kırmak amacıyla derhal polis baskısıyla karşılık verdi ve tutuklamaları, hükümetin otoriterliğine karşı işçilerle ortak bir cephe oluşturabilecek siyasi ve entelektüel kesimleri de kapsayacak şekilde genişletti.</p>



<p>Baskılara rağmen, proletaryanın geniş kesimleri yasaklara meydan okuyarak Antep ilinde greve devam etti. Buna ek olarak, sendikal örgütlenme ve toplu pazarlık hakkı için &#8216;Engelsiz sendika! Yasaksız grev! İş güvencesi!” sloganı altında, işverenlerin engellemeleri, tehditleri ve suiistimallerine karşı mücadele ettiler.</p>



<p>Bizler, CIPOML üyesi Avrupa partileri olarak, EMEP&#8217;in tüm işçilere ve ülke halklarına yaptığı demokrasi, barış, iş ve ekmek için örgütlenme ve mücadeleyi yükseltme çağrısına katılıyoruz. Türkiye işçi sınıfı, tüm ülkelerde olduğu gibi, kolektif hakların savunulmasında eylem birliği için mücadele etmeli ve yabancı tekelleri ve onların &#8216;milli&#8217; işbirlikçilerini alaşağı etmek için siyasi mücadeleye katılmalıdır. Tarihin defalarca gösterdiği gibi, proletarya barış mücadelesinde ve kapitalizm ile burjuva devletinin devrimci yollarla aşılmasında merkezi bir role sahip olmaya devam etmektedir.</p>



<p>Genel olarak işçi sınıfını, özel olarak da Avrupa&#8217;daki demokratik ve ilerici örgütleri, Türkiye&#8217;deki sınıf kardeşlerimizle aktif dayanışma göstermeye ve sermayenin saldırılarına, devletlerin artan otoriterliğine ve savaş tehdidine karşı birlik ve mücadele örneklerini takip etmeye çağırıyoruz.</p>



<p><strong>Yaşasın Türkiye işçi sınıfının mücadelesi!</strong></p>



<p><strong>Patronların suistimallerine karşı birleşik eylem!</strong></p>



<p><strong>Demokrasi, barış, iş ve ekmek!</strong></p>



<p><strong>________________________________________</strong></p>



<p><strong>CIPOML Avrupa partileri ve örgütleri</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
