<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</title>
	<atom:link href="https://www.cipoml.net/tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cipoml.net/tr</link>
	<description>CIPOML</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Apr 2026 13:10:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.5</generator>

<image>
	<url>https://www.cipoml.net/tr/wp-content/uploads/2015/08/cropped-favicon-32x32.png</url>
	<title>Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</title>
	<link>https://www.cipoml.net/tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İşçi sınıfı iktidarı olmadan, insanlık sömürü, baskı ve savaştan kurtulamaz</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/isci-sinifi-iktidari-olmadan-insanlik-somuru-baski-ve-savastan-kurtulamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:10:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1219</guid>

					<description><![CDATA[1886 Mayıs’ında Chicago’da dökülen işçi kanı, bugün hâlâ dünya çapında yanmaya devam eden kapitalist sömürüye karşı mücadeleyi, işçilerin yaşama ve kurtuluşuna doğru sarsılmaz yürüyüşünü ateşledi. Bu 1 Mayıs’ta da dünyanın her köşesinde işçi sınıfı, yitirdiği yoldaşlarını bir inanç ya da teslimiyet göstergesi olarak değil, sermaye sömürüsüne karşı yankılanan bir mücadele çağrısı olarak anacak. Bugün dünya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>1886 Mayıs’ında Chicago’da dökülen işçi kanı, bugün hâlâ dünya çapında yanmaya devam eden kapitalist sömürüye karşı mücadeleyi, işçilerin yaşama ve kurtuluşuna doğru sarsılmaz yürüyüşünü ateşledi. Bu 1 Mayıs’ta da dünyanın her köşesinde işçi sınıfı, yitirdiği yoldaşlarını bir inanç ya da teslimiyet göstergesi olarak değil, sermaye sömürüsüne karşı yankılanan bir mücadele çağrısı olarak anacak.</p>



<p>Bugün dünya işçi sınıfının ayağa kalkmak için fazlasıyla nedeni var: fabrikalardan, tarlalardan ve şehirlerden, sömürünün derinleştiği ve yaşamın giderek güvencesizleştiği her yerden sayısız talep yükseliyor. Bu duygu ve talepler arasında, Amerikan emperyalizminin saldırganlığının yeniden tırmanışının mahkûm edilmesi güçlü bir şekilde yankılanıyor. Amerikan emperyalizmi, İsrail Siyonizmi ile birlikte, İran ve Lübnan’a yönelik saldırılar ve askeri müdahalelerle, bombalamalar ve asker sevkiyatlarıyla tırmanan çatışmayı körükleyerek Ortadoğu’yu savaşa sürükledi. Filistin halkına karşı soykırım uygularken, Venezuela ve Küba gibi ülkelere karşı baskı ve saldırı politikalarını sürdürüyor.</p>



<p>Amerikan emperyalizminin saldırganlığı münferit bir olgu değil, yıllardır yaşadığı gerilemenin bir belirtisi; bugün ekonomik ve jeopolitik gücüne meydan okuyan başlıca rakibi olarak gördüğü emperyalist Çin karşısında küresel hegemonyasını koruma yönünde çaresiz bir tepki. İttifakların yeniden şekillendiği ve çatışmaların yoğunlaştığı bu güçler arası mücadelede –tarihte defalarca olduğu gibi– krizin, savaşın ve sömürünün yükünü taşıyanlarsa işçiler, gençler ve halklar.</p>



<p>Bu gerçeklik karşısında işçi sınıfı ve halklar, herhangi bir emperyalist güçten yana saf tutamaz ve tutmamalıdır. Emperyalizm, doğası gereği yağmacıdır ve hangi biçime bürünürse bürünsün halkların düşmanıdır. Emperyalistler arası çelişkilerin keskinleştiği bu süreçte tutumumuz açıktır: Bizler herhangi bir güçten yana değil, direnen ve mücadele edenlerden yanayız.</p>



<p>Halkların kurtuluş mücadelesinin, onurlu ve egemen bir şekilde var olma hakkının yanındayız. İran, Lübnan, Filistin halkı ve dünyanın dört bir yanında kapitalist sömürüye, baskıya ve şiddete karşı direnen tüm halklarla dayanışma bayraklarımızı yükseltiyoruz. Onların mücadelesi bizim mücadelemizdir; çünkü her birinde farklı bir geleceğin sömürüsüz sınıfsız dünyasının imkânı yatmaktadır.</p>



<p>Bugünkü koşullarda, tüm anti-emperyalist ve anti-faşist güçleri halk düşmanlarına karşı birleşmeye çağırıyoruz. Onların yolunu kararlı ve güçlü bir birlikle kesmek gerekiyor. Bu yalnızca bir slogan değil, örgütlü ve bilinçli bir eylem olmalıdır.</p>



<p>Gücümüzü, işçilerin direndiği her alanda, sömürü ve adaletsizliğe karşı seslerin yükseldiği her ülkede, gündelik mücadele içinde somut olarak ortaya koyalım. Yürüttüğümüz yerel mücadelelerden beslenen, küresel ölçekte hareket eden, emperyalizme darbe vurabilecek ve kurtuluşun yolunu açabilecek bir cephe inşa edelim.</p>



<p>Kapitalist sistem bugün yaşamı güvence altına alma konusundaki yetersizliğini açıkça ortaya koyan kritik bir dönemden geçiyor. Servetin giderek daha dar bir kesimin elinde yoğunlaştığına tanık olunurken, işçi sınıfı ve emekçi halkın yaşam koşulları endişe verici biçimde kötüleşiyor.</p>



<p>Sermayenin hizmetindeki hükümetler tarafından uygulanan ekonomik uyum politikaları, yalnızca yoksulluğun artmasına, işsizliğin yükselmesine ve daha yüksek düzeyde sömürünün tırmanmasına yol açmıştır. Kapitalizm, halklar için hiçbir zaman bir refahın yolu olmadı, şimdi de değil.</p>



<p>Gerçek kurtuluşu sağlamak için kapitalist-emperyalist sistemin yıkılması tarihsel bir zorunluluktur. Onun yerine, mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirildiği, adalet, özgür ve onurlu emek temelleri üzerinde yükselen yeni toplumu, işçilerin toplumunu, sosyalizmi kuralım.</p>



<p>Yaşasın İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs!<br>Kahrolsun emperyalizm ve Siyonizm!</p>



<p><strong><br><strong>Uluslararası </strong>Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</strong><br><strong>Koordinasyon Komitesi</strong></p>



<p><em>Mayıs 2026</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vijay Kumar Singh Yoldaş ölümsüzdür!</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/vijay-kumar-singh-yoldas-olumsuzdur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 10:38:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1215</guid>

					<description><![CDATA[Hindistan Devrimci Demokrasi Örgütü’nün kurucusu değerli Vijay yoldaşı 17 Nisan’da kaybettik. Yoldaş son evresine ulaşan, şimdiye kadar tedavisi çoktan bulunmuş olması gereken lanetli hastalık nedeniyle Yeni Delhi’de, Apollo Hastanesinde son nefesini verdi. Yoldaşımızın onarılması olanaksız kaybı bizleri derinden etkiledi. Artık o bilge kişiliğiyle toplantılarımıza katılamayacak ve bizlere yeni katkılarda bulunamayacak. Şüphesiz ki capacanlı bir akış [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Hindistan Devrimci Demokrasi Örgütü’nün kurucusu değerli Vijay yoldaşı 17 Nisan’da kaybettik.</p>



<p>Yoldaş son evresine ulaşan, şimdiye kadar tedavisi çoktan bulunmuş olması gereken lanetli hastalık nedeniyle Yeni Delhi’de, Apollo Hastanesinde son nefesini verdi.</p>



<p>Yoldaşımızın onarılması olanaksız kaybı bizleri derinden etkiledi. Artık o bilge kişiliğiyle toplantılarımıza katılamayacak ve bizlere yeni katkılarda bulunamayacak. Şüphesiz ki capacanlı bir akış olan Marksist-Leninist komünist hareket sürecek. Toplantılarımızda onun bilge görüşleriyle katkılarından yararlanamayacağız, ama Yoldaş Vijay&#8217;ın yaşadığı ve uğruna savaştığı dava zafer kazanacak. Tıpkı Marx ve Engels&#8217;in yokluğunda Ekim Devrimi ile Rusya’da zafer kazanıldığı gibi, Yoldaş Vijay’ın yokluğunda da Hindistan’da ve tüm dünyada zafer kazanılacak. Biliyoruz ki, gelecek nesiller sonunda geri döndürülemez kesin zaferine de tanıklık edecek. Ancak bunlar kederimizi hafifletmiyor. Üzüntümüz büyük.</p>



<p>Yüreklerimize su serpen, Vijay yoldaşın yaşamına çok şey sığdırmış oluşu ve uluslararası işçi sınıfına emanet ederek arkasında bıraktığı Marksist-Leninist harekete katkılarıdır.</p>



<p>Yoldaş Vijay, Sovyet sosyalizmiyle günümüz komünist hareketi arasında köprü kurma görevini üstlenerek, uluslararası devrimci işçi hareketinin bir önceki dönemin deneylerinden yararlanabilmesini olanaklı kılan seçkin yoldaşlarımızdandı.</p>



<p>Yaşamı boyunca savunduğu Marksizm-Leninizm bayrağını devredeceği geriden gelenlerin ilerleyişini kolaylaştırmayı görev bilmiş, bu nedenle Rusça öğrenip ömrünün bir bölümünü Rusya’da geçirerek Lenin ve eserlerini incelemişti. Sovyet arşivlerinde yaptığı çalışmalarla Sovyetler Birliği’nde sosyalizmin inşası ve Komintern’in uluslararası komünist hareketi örgütleyip yönettiği dönemin üstü örtülüp çarpıtılan çok sayıda gerçeğini bizlere ve gelecek nesillere aktaran en başta odur. Dönemin gizli kalmış ya da modern revizyonist ihanetçe değiştirilmiş birçok tartışma, konuşma, politik tutum ve pratik olgusundan Vijay yoldaşın bu çalışmalarıyla haberdar olduk. Editörlüğünü üstlendiği Devrimci Demokrasi dergisi yalnızca Hindistan devriminin sorunlarına çözüm arayışlarının değil geçmişten geleceğe yaptığı bu aktarımların bir aracı oldu.</p>



<p>Kuşku yok ki yoldaşımızın yerini doldurmaya çalışacak, ama eksikliğini hep hissedeceğiz.</p>



<p>Değerli Marksist-Leninist mücadele insanı Vijay yoldaşa şan olsun!</p>



<p>Yaşasın Marksizm-Leninizm!</p>



<p>Yaşasın uluslararası devrimci işçi hareketi!</p>



<p>Komünizm davasının zaferi için ileri!</p>



<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</strong></p>



<p><strong>Koordinasyon Komitesi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Filistinli mahkumların idamını yetkilendiren yasa faşist bir yasadır</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/filistinli-mahkumlarin-idamini-yetkilendiren-yasa-fasist-bir-yasadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 17:11:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1213</guid>

					<description><![CDATA[30 Mart&#8217;ta İsrail Knesset&#8217;i, Filistinli mahkumlara karşı savunma haklarını tam olarak güvence altına almadan ölüm cezası verme yetkisini İsrail mahkemelerine tanıyan bir yasayı kabul etti. Bu, yalnızca kadınları, çocukları ve yaşlıları işkence edip öldürmekle kalmayıp, hapishanede fiziksel imhaya da başvuran İsrail Siyonizm’inin faşist doğasını ortaya koymaktadır. Bu ölüm cezası, aynı yasal çerçeve altında İsrail vatandaşlarına [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>30 Mart&#8217;ta İsrail Knesset&#8217;i, Filistinli mahkumlara karşı savunma haklarını tam olarak güvence altına almadan ölüm cezası verme yetkisini İsrail mahkemelerine tanıyan bir yasayı kabul etti. Bu, yalnızca kadınları, çocukları ve yaşlıları işkence edip öldürmekle kalmayıp, hapishanede fiziksel imhaya da başvuran İsrail Siyonizm’inin faşist doğasını ortaya koymaktadır. Bu ölüm cezası, aynı yasal çerçeve altında İsrail vatandaşlarına uygulanmamaktadır.</p>



<p>Suçlular Netanyahu, Ben-Gvir ve Smeitrich, ABD&#8217;nin İran ve Lübnan&#8217;a karşı yürüttüğü yıkıcı savaşın ve bunun bölge ve dünya üzerindeki ekonomik ve mali sonuçlarının küresel çapta yarattığı çıkmazı istismar ederek, akla gelebilecek en ırkçı ve ayrımcı yasaları dayattılar. Bu yasalar, mahkemelere Filistinlileri yasallık kisvesi altında öldürme konusunda sınırsız yetki veriyor. Bu yasalar özellikle Filistinlileri hedef alıyor ve yerleşimcilerin suçlarını ele almak için benzer hükümler içermiyor; hatta yerleşimciler, siyasi intikam için Filistinlileri kasten öldürseler bile, tamamen cezasız kalıyorlar ve güçsüz uluslararası kuruluşlar tarafından hesap sorulma veya yargılanma korkusu duymuyorlar.</p>



<p>Bu durum, Filistin halkına karşı başlatılan imha savaşının başından beri Siyonist rejimi destekleyen emperyalist devletlerin ve gerici Arap rejimlerinin suç ortaklığıyla gerçekleşmektedir. Filistin halkı, topraklarını ve onurlarını olağanüstü bir direnç ve özveriyle savunmaktadır. Bugünün suçlularının eylemleri, Nazizm ve sömürgeciliğin dünya çapındaki sayısız direniş hareketine karşı işlediği katliamları ve vahşetleri hatırlatmaktadır.</p>



<p>Mahkumların idamını yetkilendiren yasa, işgalci devletin ilke ve değerlere, ayrıca savaş esirlerine insancıl muamele gerektiren uluslararası anlaşmalarla belirlenen asgari yasal standartlara duyduğu saygısızlığı göstermektedir. Bu durum, demokratik örgütler ve anti-faşist devrimci güçler arasında yaygın bir öfke dalgasına yol açarken, birçok gerici güç ve Batılı kapitalist ülke, Filistin halkının hak ve özgürlüklerini etkileyen seçici kararlar karşısında sessiz kalmaktadır.</p>



<p>Uluslararası Marksist-Leninist Partiler ve Örgütler Konferansı (CIPOML),</p>



<p>&#8211; Ölüm cezası yasasını ve İsrail yargı sistemini kategorik olarak reddettiğini ve ırkçı Siyonist rejimi kınadığını;</p>



<p>&#8211; Filistin halkının mücadelesini ve işgal hapishanelerinde tutulan tutsakları desteklediğini ve dünya çapındaki demokratik ve devrimci örgütleri ve güçleri, İsrail&#8217;deki Filistinli siyasi tutsaklarla dayanışma kampanyası geliştirmeye çağırdığını;</p>



<p>&#8211; Bu yasadan sorumlu olanların yargılanması ve siyasi ve diplomatik olarak tecrit edilmesi gibi somut önlemlerin alınması gerektiğini;</p>



<p>&#8211; Filistinli tutsakların korunmasını, haklarından tam olarak yararlanmalarını ve İsrail&#8217;in onlara yönelik uygulamalarının yakından izlenmesini garanti altına almak için acilen harekete geçilmesi gerektiğini teyit eder.</p>



<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</strong></p>



<p><strong>Koordinasyon Komitesi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD-İsrail&#8217;in İran&#8217;a yönelik yeni saldırısını kınıyor, İran işçi sınıfı ve halkıyla dayanışma çağrısında bulunuyoruz</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/abd-israilin-irana-yonelik-yeni-saldirisini-kiniyor-iran-isci-sinifi-ve-halkiyla-dayanisma-cagrisinda-bulunuyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 18:43:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1200</guid>

					<description><![CDATA[Sözde müzakereler sürerken İran&#8217;a karşı yeni ABD-İsrail askeri saldırısı, savaşın, istikrarsızlığın ve dünya barışına yönelik tehlikenin ana kaynağı olan ABD emperyalizminin hunharlığını göstermektedir. Devam eden savaş, geçen yıl 13 Haziran&#8217;da gerçekleştirilen saldırının bir devamıdır ve ABD, lanetli darbesini hazırlarken müzakereleri bir perde olarak kullanmıştır. ABD’nin İran ve diğer ülkelere yönelik saldırgan politikası, derinleşen emperyalist çelişkiler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sözde müzakereler sürerken İran&#8217;a karşı yeni ABD-İsrail askeri saldırısı, savaşın, istikrarsızlığın ve dünya barışına yönelik tehlikenin ana kaynağı olan ABD emperyalizminin hunharlığını göstermektedir.</p>



<p>Devam eden savaş, geçen yıl 13 Haziran&#8217;da gerçekleştirilen saldırının bir devamıdır ve ABD, lanetli darbesini hazırlarken müzakereleri bir perde olarak kullanmıştır.</p>



<p>ABD’nin İran ve diğer ülkelere yönelik saldırgan politikası, derinleşen emperyalist çelişkiler ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki, özellikle Ortadoğu ve Latin Amerika&#8217;daki halklara karşı artan ABD eylemleri bağlamında değerlendirilmelidir. İran&#8217;a karşı dün ve bugün yapılan suçlamalar, geçmişte Irak&#8217;ta olduğu gibi, savaş kışkırtıcı politikaları haklı çıkarmak için kullanılan birer kılıftan ibarettir. Şimdi maskelerini düşürdüler ve açıkça rejim değişikliği çağrısında bulundular.</p>



<p>Ortadoğu’yu tam kontrolüne almaya çalışan Amerika Birleşik Devletleri, İsrail Siyonizmi ile birlikte son zamanlarda Gazze, Lübnan ve Suriye&#8217;ye karşı tekrarlanan askeri saldırılar düzenledi. İran&#8217;a yönelik saldırılar, o dönemde CIPOML tarafından kınandığı üzere, bu emperyalist stratejinin bir parçasıdır.</p>



<p>İran&#8217;ın kendini savunma hakkını tanıyoruz; bu nedenle, &#8220;mollaların&#8221; gerici doğasını inkar etmeden, öncelik ABD-İsrail emperyalist saldırganlığını kınamak ve durdurmaktır.</p>



<p>Bu nedenle, Ortadoğu halklarını ve tüm dünyayı, barış mücadelesini güçlendirmek için emperyalist-Siyonist saldırganlığa karşı seferber olmaya çağırıyoruz.</p>



<p><strong>İran işçileri ve halkıyla dayanışmaya!</strong></p>



<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı</strong> <strong>(CIPOML)</strong><br><strong>Koordinasyon Komitesi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD emperyalizminin Venezuela&#8217;ya karşı saldırganlığı üzerine</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/abd-emperyalizminin-venezuelaya-karsi-saldirganligi-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2026 10:34:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1193</guid>

					<description><![CDATA[Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML), ABD emperyalizminin Venezuela’ya ve Venezuela halkına karşı gerçekleştirdiği saldırıyı kararlılıkla ve bir kez daha en güçlü biçimde kınadığını yineler.CIPOML, devrimci örgütleri, işçi sınıfını ve dünya halklarını, sonuçları hâlâ gelişmekte olan bu trajik olaylardan gerekli deneyim ve dersleri çıkarmaya çağırır. Emperyalistler arası çelişkiler bağlamında Venezuela Bu terörist eylem, her [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML), ABD emperyalizminin Venezuela’ya ve Venezuela halkına karşı gerçekleştirdiği saldırıyı kararlılıkla ve bir kez daha en güçlü biçimde kınadığını yineler.<br>CIPOML, devrimci örgütleri, işçi sınıfını ve dünya halklarını, sonuçları hâlâ gelişmekte olan bu trajik olaylardan gerekli deneyim ve dersleri çıkarmaya çağırır.</p>



<p><strong>Emperyalistler arası çelişkiler bağlamında Venezuela</strong></p>



<p>Bu terörist eylem, her şeyden önce, ABD emperyalizminin saldırgan, yayılmacı ve yağmacı karakterinin derinleştiğini ortaya koyuyor. Bu karakter, küresel hegemonyasını sürdürmek, zaman içinde zayıflayan etki alanlarını geri kazanmak ve dünyanın yeni bölgelerine doğru genişlemek amacıyla, egemen elitleri tarafından belirlenmiş bir stratejiye dayanıyor. Bu yönelim, ABD hükümeti tarafından geçen yılın sonlarında yayımlanan 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde açıkça formüle edilmiştir.</p>



<p>Aynı emperyalist saldırganlık mantığı içinde, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’in kaçırılması ile aralarında sivillerin de bulunduğu yüz kadar kadın ve erkeğin öldürülmesi, uluslararası hukuku açıkça ihlal eden ve Venezuela’nın bağımsızlığına ve egemenliğine doğrudan bir saldırı teşkil eden bir uluslararası haydutluk eylemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Donald Trump hükümetinin bu nitelikteki bir eylemini hiçbir şey haklı gösteremez; bu eylem ancak dünya işçilerinin ve halklarının en güçlü tepkisini ve dayanışma temelindeki mahkûmiyetini hak eder.</p>



<p>ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı ve güncel gelişmeler, Ukrayna’daki savaşta görüldüğü üzere –başlıca aktörleri Rusya, ABD ve Avrupa güçleri olan– giderek keskinleşen emperyalistler arası mücadeleler ve çelişkiler çerçevesinde ele alınmadan tam olarak anlaşılamaz.</p>



<p>ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısını –ve hemen ardından petrol tekellerine ülkede yatırım ve üretim yapmaları için verilen teşvikleri– kısa bir süre öncesine kadar Venezuela’dan ihraç edilen petrolün yarısından fazlasını Çin’in satın almış olması ve Çin’in Venezuela’nın başlıca ticaret ortağı haline gelmesi gerçeğinden bağımsız düşünmek mümkün müdür? Çin’in Venezuela’ya 70 milyar doları aşan krediler vererek onun en büyük mali garantörü konumuna geldiği gerçeği göz ardı edilebilir mi?</p>



<p>Pekin’in başlıca ham petrol alıcısı, finansman ve ticarette stratejik ortak oluşuyla kurulan bu ilişkiyle Çin’in Venezuela’nın enerji düzeneklerinin temel bir unsuru olduğu inkâr edilebilir mi?</p>



<p>ABD’nin Panama’ya yönelik tehditleri, –jeoekonomik etki alanları için rekabetin yaşandığı bir bağlamda– ticari ve askerî açıdan yapısal olarak belirleyici olan Kanal’la bağlantılı önemli limanların kontrolünün Çin sermayesine devredilmesi olgusundan bağımsız düşünülebilir mi?</p>



<p>İran’a yönelik saldırı, yaptırım ve baskılar; Çin’e petrol akışı, Tahran’ın Pekin ve Moskova ile kurduğu yakın ittifaklar ve bu bağların küresel güç blokları arasındaki rekabet açısından taşıdığı önem hesaba katılmadan açıklanabilir mi?</p>



<p>Ve son olarak, nadir toprak elementleri ve Avrupa Birliği ile yarı iletken tedarik zincirleri açısından doğrudan sonuçları olan diğer kritik kaynaklar bakımından zengin bir bölge olan Grönland üzerinden Danimarka’ya yöneltilen ABD tehditleri; Çin ve Avrupalı emperyalistler karşısında stratejik kaynaklar, jeopolitik varlık ve teknolojik denetim uğruna verilen emperyalist mücadelenin merkezine yerleştirilmeden anlaşılabilir mi?</p>



<p>ABD emperyalizminin yaşadığı gerileme ve Çin’in ABD hegemonyasına meydan okuyan bir güç olarak yükselişi, emperyalistler arası çelişkilerin gelişimi üzerinde güçlü bir etki yaratıyor. Çin, Latin Amerika dahil tüm kıtalarda başlıca alacaklı, yabancı yatırımcı ve ticaret ortağı haline geldi; ABD’yi ikinci plana itti. Çin sanayi ürünleri neredeyse tüm ülkeleri doldururken, dolar uluslararası egemen para birimi olma rolünü giderek kaybediyor. Trump’la birlikte ABD emperyalizmi, bu gerilemeyi durdurmak ve Çin’in yükselişini engellemek için güç politikasını tercih etti.</p>



<p>ABD, halen dünyanın başlıca ekonomik gücü olmasına rağmen, stratejik rakipleriyle yüzleşme ve onları dizginleme konusunda artan zorluklarla karşı karşıya. Askerî harcamaları, tek başına, kendisini izleyen dokuz ülkenin toplamını aşıyor. Bu ezici askerî üstünlüğe dayanarak ABD emperyalizmi, rakiplerinin yatırımlarını sağlamlaştırdığı ve ticari bağlarını genişlettiği petrol, madenler ve diğer stratejik hammaddeler bakımından zengin bölgelerde onları geriletmeyi ve zayıflatmayı hedefliyor. Bu çerçevede, başlıca rakibi Çin’i ya tabi bir ilişkiyi kabule zorlamaya ya da henüz kazanabilecek durumda olmadığı erken bir çatışmaya sürüklemeye çalışıyor.</p>



<p>ABD saldırganlığı karşısındaki sessizlik, yalnızca rakiplerinin enerji, hammadde, yatırım ve ticaret alanlarındaki zorluklarını ağırlaştırmakla kalmaz; aynı zamanda “iyi ilişkiler” sürdürdüklerini iddia ettikleri Venezuela ve İran gibi hükümetler nezdinde güvenilirliklerini de aşındırır. Bu pasiflik, saldırganlığı dizginlemek bir yana, ABD emperyalizminin saldırganlığını daha da teşvik eder.</p>



<p>ABD emperyalizminin artan saldırganlığı, aynı zamanda, emperyalizme karşı ezilen halklar ve bağımlı ülkeler ile burjuvazi ve işçi sınıfı arasındaki sınıf çelişkilerinin de keskinleşmesine yol açıyor; zira her biri süregiden gelişmeler karşısında açıkça farklı tutumlar alıyor.</p>



<p><strong>Yeni emperyalist taarruz</strong></p>



<p>CIPOML, başını ABD emperyalizminin çektiği emperyalist güçlerin dünyayı yeniden denetim, egemenlik ve sömürü bölgelerine bölme yönündeki yenilenen girişimlerinin, işçiler, halklar ve uluslar için son derece ciddi tehlikeler barındırdığına dikkat çeker. Bu süreç, halkların toplumsal ve ulusal kurtuluş mücadelelerini ezmeyi hedefleyen bir taarruzdur ve yeni bir emperyalist savaş riskini derinleştiriyor.</p>



<p>Askerî ve siyasal saldırganlığın yanı sıra, emperyalist taarruz dünya ölçeğinde etkisini artıran açıkça faşist ve neo-faşist siyasal projeleri de harekete geçiriyor.</p>



<p><strong>Emperyalizm, savaş ve aldatma</strong></p>



<p>Dünya halkları, acı deneyimler aracılığıyla bir kez daha doğrulamaktadır ki emperyalist güçler barıştan söz ettiklerinde, gerçekte yeni savaş ve saldırı senaryolarına hazırlanmaktadırlar. Bu manevraların amacı, halkları ve ulusları boyunduruk altına almak, kaynaklarını yağmalamak ve emperyalist askerî-endüstriyel kompleksin kârlarını artırmaktır.</p>



<p>Hiçbir emperyalist ülke, –yedekleme amacıyla destekliyor görüntüsü verme aldatıcılığı bir yana– halkların demokrasi, özgürlük ve gerçek bağımsızlık uğruna yürüttüğü mücadelelere destek vermez. Emperyalist güçler, kendi aralarındaki çelişkiler ve iç çatışmalar ne kadar derinleşirse derinleşsin, büyük sermayenin çıkarlarını korumak ve ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelelerini sabote etmek söz konusu olduğunda her zaman uzlaşmaya varırlar.</p>



<p><strong>İşçi sınıfının ve halkların görevleri</strong></p>



<p>Burjuvazinin emperyalizme karşı mücadeledeki tarihsel yetersizliğinin bir kez daha açıkça ortaya çıktığı bu karmaşık tabloda, CIPOML, emperyalist saldırganlığı boşa çıkarabilecek yegâne gücün, işçi sınıfının önderliğinde, sosyalist perspektife sahip toplumsal ve ulusal kurtuluş ve demokratik bir düzen kurulması için halkların örgütlü mücadelesi olduğunu bir kez daha vurgular.</p>



<p>Emperyalizme karşı durmakla ilgilenen toplumsal ve siyasal güçlerle birlik çalışmasını güçlendirmek; geniş bir dünya antiemperyalist ve antifaşist cephenin gelişimi için çalışmak; savaşa karşı, barış ve halkların uluslararası dayanışması için mücadeleyi yükseltmek; egemen sistemin ürettiği şiddete karşı çıkmak acil bir görevdir.</p>



<p>Ulusal ve uluslararası düzeyde tüm demokratik güç ve kesimlerin birleştirilmesi ve seferber edilmesi, birinci derecede önem taşıyan bir görevdir.</p>



<p>Bugün, ABD saldırganlığının mahkûm edilmesi ve Venezuela işçileriyle, halkıyla dayanışma, özel bir önem kazanmaktadır.</p>



<p><strong>Venezuela’ya emperyalist müdahaleye hayır!</strong></p>



<p><strong>Yaşasın Venezuela işçi sınıfı ve halkının ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelesi!</strong><strong></strong></p>



<p><strong>Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</strong></p>



<p>Ocak 2026</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birlik ve Mücadele – Sayı 51</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/birlik-ve-mucadele-sayi-51/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 12:10:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik ve Mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1208</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="real3dflipbook" id="25_69f1e214b99b9" style="position:absolute;" data-flipbook-options="{&quot;pages&quot;:[{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;},{&quot;thumb&quot;:&quot;data:,&quot;}],&quot;pdfUrl&quot;:&quot;https:\/\/www.cipoml.net\/tr\/wp-content\/uploads\/2026\/01\/ilovepdf_merged.pdf&quot;,&quot;printPdfUrl&quot;:&quot;&quot;,&quot;tableOfContent&quot;:[],&quot;id&quot;:&quot;25&quot;,&quot;bookId&quot;:&quot;25&quot;,&quot;date&quot;:&quot;2026-01-23&quot;,&quot;lightboxThumbnailUrl&quot;:&quot;https:\/\/www.cipoml.net\/tr\/wp-content\/uploads\/real3d-flipbook\/flipbook_25\/thumb.jpg?1774267743981&quot;,&quot;mode&quot;:&quot;normal&quot;,&quot;viewMode&quot;:&quot;webgl&quot;,&quot;pageTextureSize&quot;:&quot;2048&quot;,&quot;pageTextureSizeSmall&quot;:&quot;1500&quot;,&quot;pageTextureSizeMobile&quot;:&quot;&quot;,&quot;pageTextureSizeMobileSmall&quot;:&quot;1024&quot;,&quot;minPixelRatio&quot;:&quot;1&quot;,&quot;pdfTextLayer&quot;:&quot;true&quot;,&quot;zoomMin&quot;:&quot;0.9&quot;,&quot;zoomStep&quot;:&quot;2&quot;,&quot;zoomSize&quot;:&quot;&quot;,&quot;zoomReset&quot;:&quot;false&quot;,&quot;doubleClickZoom&quot;:&quot;true&quot;,&quot;pageDrag&quot;:&quot;true&quot;,&quot;singlePageMode&quot;:&quot;false&quot;,&quot;pageFlipDuration&quot;:&quot;1&quot;,&quot;sound&quot;:&quot;true&quot;,&quot;startPage&quot;:&quot;1&quot;,&quot;pageNumberOffset&quot;:&quot;0&quot;,&quot;deeplinking&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;false&quot;,&quot;prefix&quot;:&quot;&quot;},&quot;responsiveView&quot;:&quot;true&quot;,&quot;responsiveViewTreshold&quot;:&quot;768&quot;,&quot;responsiveViewRatio&quot;:&quot;1&quot;,&quot;cover&quot;:&quot;true&quot;,&quot;backCover&quot;:&quot;true&quot;,&quot;height&quot;:&quot;400&quot;,&quot;responsiveHeight&quot;:&quot;true&quot;,&quot;aspectRatio&quot;:&quot;2&quot;,&quot;thumbnailsOnStart&quot;:&quot;false&quot;,&quot;contentOnStart&quot;:&quot;false&quot;,&quot;searchOnStart&quot;:&quot;&quot;,&quot;tableOfContentCloseOnClick&quot;:&quot;true&quot;,&quot;thumbsCloseOnClick&quot;:&quot;true&quot;,&quot;autoplayOnStart&quot;:&quot;false&quot;,&quot;autoplayInterval&quot;:&quot;3000&quot;,&quot;autoplayLoop&quot;:&quot;true&quot;,&quot;autoplayStartPage&quot;:&quot;1&quot;,&quot;rightToLeft&quot;:&quot;false&quot;,&quot;pageWidth&quot;:&quot;&quot;,&quot;pageHeight&quot;:&quot;&quot;,&quot;thumbSize&quot;:&quot;130&quot;,&quot;logoImg&quot;:&quot;&quot;,&quot;logoUrl&quot;:&quot;&quot;,&quot;logoUrlTarget&quot;:&quot;_blank&quot;,&quot;logoCSS&quot;:&quot;position:absolute;left:0;top:0;&quot;,&quot;menuSelector&quot;:&quot;&quot;,&quot;zIndex&quot;:&quot;auto&quot;,&quot;preloaderText&quot;:&quot;&quot;,&quot;googleAnalyticsTrackingCode&quot;:&quot;&quot;,&quot;pdfBrowserViewerIfIE&quot;:&quot;false&quot;,&quot;modeMobile&quot;:&quot;&quot;,&quot;viewModeMobile&quot;:&quot;&quot;,&quot;aspectRatioMobile&quot;:&quot;&quot;,&quot;singlePageModeIfMobile&quot;:&quot;false&quot;,&quot;pdfBrowserViewerIfMobile&quot;:&quot;false&quot;,&quot;pdfBrowserViewerFullscreen&quot;:&quot;true&quot;,&quot;pdfBrowserViewerFullscreenTarget&quot;:&quot;_blank&quot;,&quot;btnTocIfMobile&quot;:&quot;true&quot;,&quot;btnThumbsIfMobile&quot;:&quot;true&quot;,&quot;btnShareIfMobile&quot;:&quot;false&quot;,&quot;btnDownloadPagesIfMobile&quot;:&quot;true&quot;,&quot;btnDownloadPdfIfMobile&quot;:&quot;true&quot;,&quot;btnSoundIfMobile&quot;:&quot;false&quot;,&quot;btnExpandIfMobile&quot;:&quot;true&quot;,&quot;btnPrintIfMobile&quot;:&quot;false&quot;,&quot;logoHideOnMobile&quot;:&quot;false&quot;,&quot;mobile&quot;:{&quot;thumbnailsOnStart&quot;:&quot;false&quot;,&quot;contentOnStart&quot;:&quot;false&quot;},&quot;lightboxCssClass&quot;:&quot;&quot;,&quot;lightboxLink&quot;:&quot;&quot;,&quot;lightboxLinkNewWindow&quot;:&quot;true&quot;,&quot;lightboxBackground&quot;:&quot;rgb(81, 85, 88)&quot;,&quot;lightboxBackgroundPattern&quot;:&quot;&quot;,&quot;lightboxBackgroundImage&quot;:&quot;&quot;,&quot;lightboxContainerCSS&quot;:&quot;display:inline-block;padding:10px;&quot;,&quot;lightboxThumbnailHeight&quot;:&quot;300&quot;,&quot;lightboxThumbnailUrlCSS&quot;:&quot;display:block;&quot;,&quot;lightboxThumbnailInfo&quot;:&quot;false&quot;,&quot;lightboxThumbnailInfoText&quot;:&quot;&quot;,&quot;lightboxThumbnailInfoCSS&quot;:&quot;top: 0;  width: 100%; height: 100%; font-size: 16px; color: #000; background: rgba(255,255,255,.8);&quot;,&quot;showTitle&quot;:&quot;false&quot;,&quot;showDate&quot;:&quot;false&quot;,&quot;hideThumbnail&quot;:&quot;false&quot;,&quot;lightboxText&quot;:&quot;&quot;,&quot;lightboxTextCSS&quot;:&quot;display:block;&quot;,&quot;lightboxTextPosition&quot;:&quot;top&quot;,&quot;lightBoxOpened&quot;:&quot;false&quot;,&quot;lightBoxFullscreen&quot;:&quot;false&quot;,&quot;lightboxCloseOnClick&quot;:&quot;true&quot;,&quot;lightboxStartPage&quot;:&quot;&quot;,&quot;lightboxMarginV&quot;:&quot;0&quot;,&quot;lightboxMarginH&quot;:&quot;0&quot;,&quot;lights&quot;:&quot;true&quot;,&quot;lightPositionX&quot;:&quot;0&quot;,&quot;lightPositionY&quot;:&quot;150&quot;,&quot;lightPositionZ&quot;:&quot;1400&quot;,&quot;lightIntensity&quot;:&quot;0.6&quot;,&quot;shadows&quot;:&quot;true&quot;,&quot;shadowMapSize&quot;:&quot;2048&quot;,&quot;shadowOpacity&quot;:&quot;0.2&quot;,&quot;shadowDistance&quot;:&quot;15&quot;,&quot;pageHardness&quot;:&quot;2&quot;,&quot;coverHardness&quot;:&quot;2&quot;,&quot;pageRoughness&quot;:&quot;1&quot;,&quot;pageMetalness&quot;:&quot;0&quot;,&quot;pageSegmentsW&quot;:&quot;6&quot;,&quot;pageSegmentsH&quot;:&quot;1&quot;,&quot;pageMiddleShadowSize&quot;:&quot;2&quot;,&quot;pageMiddleShadowColorL&quot;:&quot;#999999&quot;,&quot;pageMiddleShadowColorR&quot;:&quot;#777777&quot;,&quot;antialias&quot;:&quot;false&quot;,&quot;pan&quot;:&quot;0&quot;,&quot;tilt&quot;:&quot;0&quot;,&quot;rotateCameraOnMouseDrag&quot;:&quot;true&quot;,&quot;panMax&quot;:&quot;20&quot;,&quot;panMin&quot;:&quot;-20&quot;,&quot;tiltMax&quot;:&quot;0&quot;,&quot;tiltMin&quot;:&quot;-60&quot;,&quot;currentPage&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Current page&quot;,&quot;hAlign&quot;:&quot;left&quot;,&quot;vAlign&quot;:&quot;top&quot;},&quot;btnAutoplay&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Autoplay&quot;},&quot;btnNext&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Next Page&quot;},&quot;btnLast&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;false&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Last Page&quot;},&quot;btnPrev&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Previous Page&quot;},&quot;btnFirst&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;false&quot;,&quot;title&quot;:&quot;First Page&quot;},&quot;btnZoomIn&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Zoom in&quot;},&quot;btnZoomOut&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Zoom out&quot;},&quot;btnToc&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Table of Contents&quot;},&quot;btnThumbs&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Pages&quot;},&quot;btnShare&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Share&quot;},&quot;btnNotes&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;false&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Notes&quot;},&quot;btnDownloadPages&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;false&quot;,&quot;url&quot;:&quot;&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Download pages&quot;},&quot;btnDownloadPdf&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;url&quot;:&quot;https:\/\/www.cipoml.net\/tr\/wp-content\/uploads\/2026\/01\/ilovepdf_merged.pdf&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Download PDF&quot;,&quot;forceDownload&quot;:&quot;true&quot;,&quot;openInNewWindow&quot;:&quot;true&quot;},&quot;btnSound&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Sound&quot;},&quot;btnExpand&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Toggle fullscreen&quot;},&quot;btnSelect&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Select tool&quot;},&quot;btnSearch&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;false&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Search&quot;},&quot;btnBookmark&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;false&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Bookmark&quot;},&quot;btnPrint&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Print&quot;},&quot;btnClose&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Close&quot;},&quot;whatsapp&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;},&quot;twitter&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;},&quot;facebook&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;},&quot;pinterest&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;},&quot;email&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;},&quot;linkedin&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;true&quot;},&quot;digg&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;false&quot;},&quot;reddit&quot;:{&quot;enabled&quot;:&quot;false&quot;},&quot;shareUrl&quot;:&quot;&quot;,&quot;shareTitle&quot;:&quot;&quot;,&quot;shareImage&quot;:&quot;&quot;,&quot;layout&quot;:&quot;1&quot;,&quot;icons&quot;:&quot;FontAwesome&quot;,&quot;skin&quot;:&quot;light&quot;,&quot;useFontAwesome5&quot;:&quot;true&quot;,&quot;sideNavigationButtons&quot;:&quot;true&quot;,&quot;menuNavigationButtons&quot;:&quot;false&quot;,&quot;backgroundColor&quot;:&quot;rgb(81, 85, 88)&quot;,&quot;backgroundPattern&quot;:&quot;&quot;,&quot;backgroundImage&quot;:&quot;&quot;,&quot;backgroundTransparent&quot;:&quot;false&quot;,&quot;menuBackground&quot;:&quot;&quot;,&quot;menuShadow&quot;:&quot;&quot;,&quot;menuMargin&quot;:&quot;0&quot;,&quot;menuPadding&quot;:&quot;0&quot;,&quot;menuOverBook&quot;:&quot;false&quot;,&quot;menuFloating&quot;:&quot;false&quot;,&quot;menuTransparent&quot;:&quot;false&quot;,&quot;menu2Background&quot;:&quot;&quot;,&quot;menu2Shadow&quot;:&quot;&quot;,&quot;menu2Margin&quot;:&quot;0&quot;,&quot;menu2Padding&quot;:&quot;0&quot;,&quot;menu2OverBook&quot;:&quot;true&quot;,&quot;menu2Floating&quot;:&quot;false&quot;,&quot;menu2Transparent&quot;:&quot;true&quot;,&quot;skinColor&quot;:&quot;&quot;,&quot;skinBackground&quot;:&quot;&quot;,&quot;hideMenu&quot;:&quot;false&quot;,&quot;menuAlignHorizontal&quot;:&quot;center&quot;,&quot;btnColor&quot;:&quot;&quot;,&quot;btnColorHover&quot;:&quot;&quot;,&quot;btnBackground&quot;:&quot;none&quot;,&quot;btnRadius&quot;:&quot;0&quot;,&quot;btnMargin&quot;:&quot;0&quot;,&quot;btnSize&quot;:&quot;14&quot;,&quot;btnPaddingV&quot;:&quot;10&quot;,&quot;btnPaddingH&quot;:&quot;10&quot;,&quot;btnShadow&quot;:&quot;&quot;,&quot;btnTextShadow&quot;:&quot;&quot;,&quot;btnBorder&quot;:&quot;&quot;,&quot;sideBtnColor&quot;:&quot;#fff&quot;,&quot;sideBtnColorHover&quot;:&quot;#fff&quot;,&quot;sideBtnBackground&quot;:&quot;rgba(0,0,0,.3)&quot;,&quot;sideBtnBackgroundHover&quot;:&quot;&quot;,&quot;sideBtnRadius&quot;:&quot;0&quot;,&quot;sideBtnMargin&quot;:&quot;0&quot;,&quot;sideBtnSize&quot;:&quot;30&quot;,&quot;sideBtnPaddingV&quot;:&quot;5&quot;,&quot;sideBtnPaddingH&quot;:&quot;5&quot;,&quot;sideBtnShadow&quot;:&quot;&quot;,&quot;sideBtnTextShadow&quot;:&quot;&quot;,&quot;sideBtnBorder&quot;:&quot;&quot;,&quot;closeBtnColorHover&quot;:&quot;#FFF&quot;,&quot;closeBtnBackground&quot;:&quot;rgba(0,0,0,.4)&quot;,&quot;closeBtnRadius&quot;:&quot;0&quot;,&quot;closeBtnMargin&quot;:&quot;0&quot;,&quot;closeBtnSize&quot;:&quot;20&quot;,&quot;closeBtnPadding&quot;:&quot;5&quot;,&quot;closeBtnTextShadow&quot;:&quot;&quot;,&quot;closeBtnBorder&quot;:&quot;&quot;,&quot;floatingBtnColor&quot;:&quot;&quot;,&quot;floatingBtnColorHover&quot;:&quot;&quot;,&quot;floatingBtnBackground&quot;:&quot;&quot;,&quot;floatingBtnBackgroundHover&quot;:&quot;&quot;,&quot;floatingBtnRadius&quot;:&quot;&quot;,&quot;floatingBtnMargin&quot;:&quot;&quot;,&quot;floatingBtnSize&quot;:&quot;&quot;,&quot;floatingBtnPadding&quot;:&quot;&quot;,&quot;floatingBtnShadow&quot;:&quot;&quot;,&quot;floatingBtnTextShadow&quot;:&quot;&quot;,&quot;floatingBtnBorder&quot;:&quot;&quot;,&quot;currentPageMarginV&quot;:&quot;5&quot;,&quot;currentPageMarginH&quot;:&quot;5&quot;,&quot;arrowsAlwaysEnabledForNavigation&quot;:&quot;true&quot;,&quot;arrowsDisabledNotFullscreen&quot;:&quot;true&quot;,&quot;touchSwipeEnabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;rightClickEnabled&quot;:&quot;true&quot;,&quot;linkColor&quot;:&quot;rgba(0, 0, 0, 0)&quot;,&quot;linkColorHover&quot;:&quot;rgba(255, 255, 0, 1)&quot;,&quot;linkOpacity&quot;:&quot;0.4&quot;,&quot;linkTarget&quot;:&quot;_blank&quot;,&quot;pdfAutoLinks&quot;:&quot;false&quot;,&quot;strings&quot;:{&quot;print&quot;:&quot;Print&quot;,&quot;printLeftPage&quot;:&quot;Print left page&quot;,&quot;printRightPage&quot;:&quot;Print right page&quot;,&quot;printCurrentPage&quot;:&quot;Print current page&quot;,&quot;printAllPages&quot;:&quot;Print all pages&quot;,&quot;download&quot;:&quot;Download&quot;,&quot;downloadLeftPage&quot;:&quot;Download left page&quot;,&quot;downloadRightPage&quot;:&quot;Download right page&quot;,&quot;downloadCurrentPage&quot;:&quot;Download current page&quot;,&quot;downloadAllPages&quot;:&quot;Download all pages&quot;,&quot;bookmarks&quot;:&quot;Bookmarks&quot;,&quot;bookmarkLeftPage&quot;:&quot;Bookmark left page&quot;,&quot;bookmarkRightPage&quot;:&quot;Bookmark right page&quot;,&quot;bookmarkCurrentPage&quot;:&quot;Bookmark current page&quot;,&quot;search&quot;:&quot;Search&quot;,&quot;findInDocument&quot;:&quot;Find in document&quot;,&quot;pagesFoundContaining&quot;:&quot;pages found containing&quot;,&quot;thumbnails&quot;:&quot;Thumbnails&quot;,&quot;tableOfContent&quot;:&quot;Table of Contents&quot;,&quot;share&quot;:&quot;Share&quot;,&quot;pressEscToClose&quot;:&quot;Press ESC to close&quot;,&quot;addNote&quot;:&quot;Add note&quot;,&quot;typeInYourNote&quot;:&quot;Type in your note...&quot;},&quot;access&quot;:&quot;full&quot;,&quot;backgroundMusic&quot;:&quot;&quot;,&quot;cornerCurl&quot;:&quot;false&quot;,&quot;pdfTools&quot;:{&quot;pageHeight&quot;:1500,&quot;thumbHeight&quot;:200,&quot;quality&quot;:0.8000000000000000444089209850062616169452667236328125,&quot;textLayer&quot;:&quot;true&quot;,&quot;autoConvert&quot;:&quot;true&quot;},&quot;sideMenuOverBook&quot;:&quot;true&quot;,&quot;sideMenuOverMenu&quot;:&quot;true&quot;,&quot;sideMenuOverMenu2&quot;:&quot;true&quot;,&quot;rewriteSlug&quot;:&quot;Disabled&quot;,&quot;name&quot;:&quot;Birlik ve M\u00fccadele \u2013 Say\u0131 51&quot;,&quot;post_id&quot;:1206,&quot;rootFolder&quot;:&quot;https:\/\/www.cipoml.net\/tr\/wp-content\/plugins\/real3d-flipbook\/&quot;,&quot;version&quot;:&quot;3.37.1&quot;,&quot;uniqueId&quot;:&quot;25_69f1e214b99b9&quot;,&quot;notes&quot;:[]}"></div>



<h2 class="wp-block-heading"></h2>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin Venezuela&#8217;ya yönelik emperyalist saldırısını kınıyor ve Venezuela halkıyla dayanışma çağrısı yapıyoruz</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/abdnin-venezuelaya-yonelik-emperyalist-saldirisini-kiniyor-ve-venezuela-halkiyla-dayanisma-cagrisi-yapiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 20:34:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1189</guid>

					<description><![CDATA[Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML), ABD hükümeti tarafından Venezuela Bolivarcı Cumhuriyeti’ne karşı gerçekleştirilen hain askeri saldırıyı en şiddetli şekilde kınadığını ifade ediyor. Washington tarafından uygulanan, ticaret gemilerine el konulmasını da içeren ekonomik abluka ve siyasi tehditlerin ardından gelen hava saldırıları ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin kaçırılarak ABD’ye götürülmesi, uluslararası hukukun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML), ABD hükümeti tarafından Venezuela Bolivarcı Cumhuriyeti’ne karşı gerçekleştirilen hain askeri saldırıyı en şiddetli şekilde kınadığını ifade ediyor.</strong></p>



<p>Washington tarafından uygulanan, ticaret gemilerine el konulmasını da içeren ekonomik abluka ve siyasi tehditlerin ardından gelen hava saldırıları ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin kaçırılarak ABD’ye götürülmesi, uluslararası hukukun ve halkların kendi kaderini tayin hakkı ilkesinin açık bir ihlali olduğu gibi, aynı zamanda apaçık bir korsanlık eylemini oluşturuyor. CIPOML, ABD emperyalizminin bu terörist saldırısının, kıtada tarihsel olarak dayatılan hegemonyaya meydan okuyan ve yalnızca kendi kaderini ve doğal kaynaklarını kontrol etme kararlılığını gösteren bir halkı cezalandırmayı amaçladığını değerlendiriyor. Venezuela’ya yönelik bu saldırıyla ABD emperyalistleri, sadece Venezuela halkının kaderini ve kaynaklarını ele geçirmeye çalışmıyor; bu saldırı, başta Latin Amerika ve Karayipler olmak üzere dünya halklarına yönelik bir tehdit ve uyarı niteliği taşıyor.</p>



<p>Venezuela’ya yönelik saldırı, Ortadoğu’da Amerikan karşıtı güçlerden tamamen arındırılması gereken bir ABD hegemonyası kurma girişimlerinin ve ABD emperyalizminin lideri Trump’ın İran’a müdahale tehdidinde bulunmasının hemen ardından gerçekleşti. Kendini dünyanın efendisi ve polisi ilan eden bu emperyalist saldırgan, engel olarak gördüğü her yere ve her güce saldırıyor ve durdurulmalıdır.</p>



<p>ABD emperyalizminin Kasım ayı sonunda açıkladığı Ulusal Güvenlik Belgesi’nde yer alan ve Monroe Doktrini’nin güncellenmiş bir halini temsil eden Amerika kıtası üzerindeki egemenliğin bölünmezliği ilkesi, Venezuela’ya yönelik emperyalist vahşetin temelidir.</p>



<p>Venezuela’ya yönelik bu yeni emperyalist saldırı, kendi yolunu çizmeyi seçen ülkeler üzerinde kontrol kurmayı amaçlayan sistematik stratejinin yeni bir adımıdır. Bu bağlamda, Venezuela’nın egemenliği halkının onurunun bir parçasıdır. Bu nedenle, Venezuela’nın bağımsızlığını ve egemenliğini savunmak, barış içinde bir arada yaşamaya ve iç işlerine saygıya dayalı bir dünya arzulayan tüm ilerici ve devrimci güçler için kaçınılmaz bir öncelik olmalıdır.</p>



<p>Bu nedenle CIPOML, dünya işçilerini ve halklarını, uluslararası duruma yeni kargaşa unsurları ekleyen bu saldırıya karşı aktif bir şekilde karşı durmaya çağırıyor.</p>



<p>İşçilerin ve halkın sesi, Venezuela’yı savunmak için güçlü bir şekilde yükselmelidir. Geleceğini yabancı vesayeti olmadan inşa etmeyi amaçlayan bir halkın egemenliğinin ve barış içinde yaşama hakkının ihlal edilmesine izin vermeyeceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.</p>



<p><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML) </strong></p>



<p><strong>Koordinasyon Komitesi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CIPOML’nin İran Emek Partisi (Toufan) hakkında açıklaması</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/cipomlnin-iran-emek-partisi-toufan-hakkinda-aciklamasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 18:22:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2025 - Ekvador]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1185</guid>

					<description><![CDATA[2014 yılından bu yana, İran Emek Partisi (Toufan) ile önemli bir tartışma yürüttük. Tartışılanlar arasında, emperyalizmin doğası, “çok kutuplu dünya”nın savunucusu olma, Çin ve Rusya&#8217;nın İran İslam Cumhuriyeti&#8217;nde ve tüm dünyada yaptığı yatırımlar ve etkisinin emperyalist niteliği, İran rejiminin politikaları ve despotik ve anti-demokratik hükümeti, İran&#8217;ın bağımsızlığının anlamı ve özü, ezilen ulusların, özellikle İran&#8217;daki Kürt [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>2014 yılından bu yana, İran Emek Partisi (Toufan) ile önemli bir tartışma yürüttük. Tartışılanlar arasında, emperyalizmin doğası, “çok kutuplu dünya”nın savunucusu olma, Çin ve Rusya&#8217;nın İran İslam Cumhuriyeti&#8217;nde ve tüm dünyada yaptığı yatırımlar ve etkisinin emperyalist niteliği, İran rejiminin politikaları ve despotik ve anti-demokratik hükümeti, İran&#8217;ın bağımsızlığının anlamı ve özü, ezilen ulusların, özellikle İran&#8217;daki Kürt ulusu ve Yakın ve Orta Doğu uluslarının sadece genel olarak değil, şu anki tarihsel dönemde de kendi kaderini tayin hakkı, proletaryanın devrimci ve anti-emperyalist rolü ile İran burjuvazisinin karşı-devrimci ve sadece anti-Amerikan ama anti-emperyalist olmayan rolü, demokratik mücadelede ve İran&#8217;ın dönüşüm sürecinde kadınların rolü ve Konferansımızın strateji ve taktikleri ile ilgili diğer temel hususlarla ilgili konular vardı.</p>



<p>CIPOML&#8217;ye üye partiler ve örgütler, İran Emek Partisi&#8217;nin (Toufan) son yıllarda bu konularda sergilediği farklı tutumların, kuruluş manifestomuzdan, mücadele platformumuzdan ve Konferansımızı yönlendiren ideolojik ve politik ilkelerden önemli ölçüde farklı olduğu konusunda çeşitli kez mutabık kaldılar.</p>



<p>İran proletaryasına ve halkına, partilerimizin ve örgütlerimizin tüm militanlarına, demokratik ve anti-emperyalist harekete, halk cephesinin güç ve örgütlerine, bu tartışma ve tutumunu düzeltmeyi reddetmesi sonucunda, İran Emek Partisi&#8217;nin (Toufan) Konferansımızın saflarının dışında kaldığını bildirir, bu kararın tamamen kendi sorumluluğu olduğunu vurgularız.</p>



<p>Farklı ülkelerdeki tüm Marksist-Leninistler ve devrimcileri, emperyalizme karşı ve sosyalizm için mücadelede temel görevlerimizi daha enerjik biçimde üstlenmeye, Marksizm-Leninizmi tavizsiz bir biçimde savunmaya, işçi sınıfının çıkarlarına aykırı eski ve yeni fikirlerle mücadele etmeye ve halklarımızın hedefleri ve talepleri için azimle mücadeleye devam etmeye çağırıyoruz. Biz, Marksist-Leninist Partiler ve Örgütler Uluslararası Konferansı (CIPOML) ve tüm emperyalist saldırganlıklar ve ayrıcalıklara karşı dünyanın temel gücü olan proletaryanın temsilcisi olarak, ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizminin İran halkına yönelik saldırganlıklarını kesin olarak kınıyor ve İranlı proleter devrimcileri saflarında birleşecekleri proletarya partisini kurmaya ve Konferansımızla birleşmeye çağırıyoruz.</p>



<p>Tüm emperyalistler ve gericiler yenilecek ve biz, dünya proletaryası ve halkları kazanacağız!</p>



<p><strong>Marksist-Leninist Partiler ve Örgütler Uluslararası Konferansı (CIPOML)</strong></p>



<p><strong>30. Genel Kurulu</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML) 30. Genel Kurulu Sonuç Bildirgesi</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/uluslararasi-marksist-leninist-parti-ve-orgutler-konferansi-cipoml-xxx-genel-kurulu-sonuc-bildirgesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 07:23:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2025 - Ekvador]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1167</guid>

					<description><![CDATA[İşçi sınıfının ve halkların devrimci öncüsü olarak üstlendiğimiz siyasi sorumlulukla ve kapitalizmi sona erdirmek ve sosyalizm için mücadele etmek için mücadelemizi güçlendirme taahhüdümüzle, Marksist-Leninist Partiler ve Örgütler Uluslararası Konferansı&#8217;nın (CIPOML) üye örgütleri ve partileri olarak, XXX. Genel Kurul çalışmalarını başarıyla tamamladık. Dünya gerçekliğinin objektif analizi, çağın temel çelişkilerinin derinleştiğini, kapitalist-emperyalist sistemin genel krizinin şiddetlendiğini ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İşçi sınıfının ve halkların devrimci öncüsü olarak üstlendiğimiz siyasi sorumlulukla ve kapitalizmi sona erdirmek ve sosyalizm için mücadele etmek için mücadelemizi güçlendirme taahhüdümüzle, Marksist-Leninist Partiler ve Örgütler Uluslararası Konferansı&#8217;nın (CIPOML) üye örgütleri ve partileri olarak, XXX. Genel Kurul çalışmalarını başarıyla tamamladık.</p>



<p>Dünya gerçekliğinin objektif analizi, çağın temel çelişkilerinin derinleştiğini, kapitalist-emperyalist sistemin genel krizinin şiddetlendiğini ve bunun halkların yaşamları üzerinde birçok olumsuz etki yarattığını ortaya koymuştur. İşçilere, gençlere ve halk kesimlerinden kadınlara hiçbir şey sunmayan, eski düzenin içten içe çürümüş olmasına rağmen, umutsuzca iktidara tutunmaya çalıştığı bir dünyada yaşıyoruz.</p>



<p>Emperyalistler arası çatışma, uluslararası sahnedeki başlıca olayların gidişatını belirliyor. Bu çatışmanın giderek şiddetlenmesi halklar için hiçbir şeyin iyiye gitmediğine işaret etiyor; aksine, dünya ekonomisinin yavaşlamasına, işçi sınıfının aşırı sömürülmesine, emperyalist yağmanın artmasına, ezilen uluslara ve bağımlı ülkelere yönelik şiddetin yoğunlaşmasına, daha sık görülebilecek yerel savaşların çıkmasına ve genel boyutlarda bir savaşın gerçek riskine yol açıyor.</p>



<p>Azami kâr elde etmek ve gezegenin hakimiyetini paylaşmak için çabalayan kapitalist-emperyalist sistem, emekçi kitlelerin ve halkların yaşam ve çalışma koşullarına doğrudan saldırmakta ve ayrıca çevreye onarılamaz zararlar vermektedir.</p>



<p>Amerikan emperyalizmi, yıllardır süren gerilemesine son vermek, nüfuz alanlarını ve iktidarını destekleyen tekelci grupların çıkarlarını korumak için gösterdiği çaresiz çabayla ekonomik, ticari, siyasi ve askeri alanlarda açıkça ortaya çıkan saldırganlığını acımasızca yoğunlaştırmıştır. Bunu son zamanlarda Ortadoğu, Afrika, Latin Amerika ve Karayipler&#8217;de gördük.</p>



<p>Çin, şu anda ABD emperyalizminin hegemonyasına meydan okuyabilecek kapasiteye ve iradeye sahip tek emperyalist güçtür. Ancak, küresel egemenlik için yarışan rakipler olarak belirmeleri, her ikisinin de diğer emperyalist güçler ve gelişmiş kapitalist ülkelerle aralarındaki çelişkileri ortadan kaldırmadığı gibi kendi etki alanlarını koruma mücadelelerini de geçersiz kılmaz.</p>



<p>Ekonomik, siyasi ve sosyal alanlara nüfuz eden toplumun giderek artan militarizasyonunu endişeyle izliyor ve kınıyoruz. Büyük güçler ve birçok bağımlı ülke hükümeti, bütçelerini, kamu politikalarını ve yönetim uygulamalarını çatışmaya hazırlıklara tabi kılıyor, baskıcı aygıtları güçlendiriyor, protestoları suç haline getiriyor ve daha önce sivil hayata ait olan alanlarda askeri varlığı normalleştiriyor.</p>



<p>Bu bağlamda, krizden yararlanarak nefret söylemini teşvik eden, hakları kısıtlayan, işçileri ve halkları bölen ve büyük sermayenin hizmetinde otoriter projeleri destekleyen sağcı ve açıkça faşist güçlerin ilerlemesini gözlemliyoruz. Ancak bu dünyada etkinlik yalnızca sermaye sahiplerine ait değil. İşçi sınıfı ve halk, sınıf mücadelesinin ilerlemesinin açık bir göstergesi olan önemli protesto eylemleri yürütüyor. Filistin halkına hedefleyen Siyonist soykırıma karşı, her kıtada milyonlarca ses yükseldi; barbarlığı kınayarak İsrail ve Siyonist işgaliyle ilişkilerin sona ermesini talep ettiler. Benzer şekilde, kemer sıkma politikaları, yabancı güçlere boyun eğme, demokratik hakların ihlali ve gerici saldırının diğer tezahürleri sokaklarda kararlı tepkilerle karşılandı. İşçi sınıfı, gençler, kadınlar ve nüfusun geniş kesimleri harekete geçerek bu saldırıları reddediyor ve yaşam koşullarını iyileştirecek ve farklı bir geleceğe giden yolu açacak derin değişiklikler elde etme kararlılıklarını yeniden teyit ediyorlar.</p>



<p>Kitlelerin mücadelesinin yeniden canlanması dünya çapında açıkça görülüyor, çeşitli ülkelerde gençliğin artan önemi de öyle. Ve kitleler mücadelede haklarını kazanmanın ve sınıf düşmanlarıyla yüzleşmenin yolunu bulduklarında, daha büyük bir kararlılıkla ilerliyor, örgütlenme düzeylerini yükseltiyor ve öfkelerini toplumun gidişatına meydan okuyabilecek bir güce dönüştürüyorlar.</p>



<p>Çatışmalarla dolu bir dünyada yaşıyoruz, ancak bu aynı zamanda partilerimizin ve örgütlerimizin proletarya devriminin ve sosyalizmin zaferini örgütleme ve gerçekleştirme amacıyla yürüttüğü çalışmalar için de uygun koşullar oluşturuyor.</p>



<p>Geniş kapsamlı küresel bir anti-emperyalist ve anti-faşist hareketin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için çalışmak; savaş karşıtı, barış ve uluslararası dayanışma bayraklarını yüksekte tutmak ve mevcut sistemin yarattığı şiddete karşı durmak zorunludur. Nihai hedefimiz, işçilerin ve halkların sosyal ve ulusal kurtuluşunu sağlamaktır; bu amaç ancak işçi sınıfının iktidarda olmasıyla gerçekleştirilebilir.</p>



<p>Partilerimizin işçilerin devrimci öncüsü olma misyonunu yerine getirebilmeleri için, ideolojik, politik ve örgütsel olarak her açıdan güçlenmeleri ve siyasi ve sosyal mücadelelere aktif olarak katılmaları gerekmektedir.</p>



<p>CIPOML&#8217;nin 30. Genel Kurulu, üyelerinin işçi sınıfına ve dünyanın ezilen halkları ve uluslarına olan bağlılığını yeniden teyit etmektedir. Tarihin bize yüklediği sorumlulukları yerine getirmek için kararlılıkla ilerliyoruz.</p>



<p><strong>Kasım 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çağın temel çelişkileri keskinleşiyor ve mevcut tablo partilerimizin devrimci faaliyeti için daha elverişli koşullar sunuyor</title>
		<link>https://www.cipoml.net/tr/cagin-temel-celiskileri-keskinlesiyor-ve-mevcut-tablo-partilerimizin-devrimci-faaliyeti-icin-daha-elverisli-kosullar-sunuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 18:44:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2025 - Ekvador]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cipoml.net/tr/?p=1171</guid>

					<description><![CDATA[Konferansımızın Ekim 2024’te toplanan XXIX. Genel Kurulunda kabul edilen Sonuç Bildirgesinde, “dünyanın kapitalist sistemin genel krizinin keskinleşmesiyle karakterize edilen karmaşık bir dönemden geçtiğini” belirtmiş, “Emperyalistler arası çatışma, en gelişmiş kapitalist-emperyalist ekonomilerin tekelleri ve devletleri arasındaki mücadele, çelişkilerini çözmenin aracı olarak savaşın görüldüğü bir noktaya kadar gelişmiştir.[…] Kapitalist sömürünün yol açtığı olumsuz toplumsal etkiler işçiler, gençlik, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Konferansımızın Ekim 2024’te toplanan XXIX. Genel Kurulunda kabul edilen Sonuç Bildirgesinde, “<em>dünyanın kapitalist sistemin genel krizinin keskinleşmesiyle karakterize edilen karmaşık bir dönemden geçtiğini</em>” belirtmiş, “<em>Emperyalistler arası çatışma, en gelişmiş kapitalist-emperyalist ekonomilerin tekelleri ve devletleri arasındaki mücadele, çelişkilerini çözmenin aracı olarak savaşın görüldüğü bir noktaya kadar gelişmiştir.<br>[…] Kapitalist sömürünün yol açtığı olumsuz toplumsal etkiler işçiler, gençlik, kadınlar ve halklar tarafından reddedilmektedir. Liberal, neoliberal, sosyal demokrat ya da “ilerici” olsun, burjuva hükümetlerin uyguladığı kemer sıkma politikalarına karşı kitlesel seferberlikler, işçi grevleri ve halk ayaklanmaları yaşanmaktadır</em>” demiştik.</p>



<p>Mevcut ekonomik, siyasal ve toplumsal tablo, yürürlükteki kapitalist-emperyalist sistemin doğasına içkin olan bu ve diğer sorunların daha da yoğunlaştığını göstermektedir. Temel çelişkilerin keskinleştiği, sarsıntılı bir dünyada yaşıyoruz.</p>



<p>Günümüz uluslararası arenasının en ayırt edici özelliklerinden biri, ABD emperyalizminin saldırganlığının artmasıdır. Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki varlığı, “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” sloganının fiiliyatta en güçlü uluslararası tekellerin ve ABD emperyalist oligarşisinin en gerici kesimlerinin bir savaş çığlığı olması nedeniyle —geleneksel müttefikleriyle olanlar dâhil— emperyalistler arası çelişkileri derinleştirmiştir; amaç, ABD’nin son yıllarda dünya ekonomik ve siyasal sahnesinde kaybettiği alanları geri kazanmaktır.</p>



<p>Gümrük tarifeleri politikası ticaret savaşında yeni bir sayfa açtı. Bu politika, ABD’nin vergi gelirlerini artırmak ve esas olarak uluslararası ticaretteki en güçlü rakiplerinin ekonomilerini vurmak için tasarlanmış olsa da olumsuz etkileri ABD’nin kendi içinde de hissedilmektedir ve hissedilmeye devam edecektir.</p>



<p>Orta ve uzun vadede bu tarife politikasının ABD’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılasını (GSYH) yaklaşık %6 ve ücretleri yaklaşık %5 oranında azaltacağı tahmin edilmektedir.</p>



<p>Tarifelerin artmasıyla üretim maliyetleri yükselmekte ve iç ve dış piyasalarda ürün fiyatları pahalanmaktadır; dolayısıyla bu politikanın sonuçlarına katlananlar işçilerdir: fiiliyatta satın alma güçleri azalmakta ve reel ücretler düşmektedir.</p>



<p>En çok etkilenen ülkeler, ABD’ye mamul mal veya tarım ürünü ihracatına bağımlı ekonomilere sahip olanlardır.</p>



<p>Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), ABD’nin bu politikası ve diğer ülkelerin benzer tepkileri nedeniyle dünya ticaretinde bir yavaşlama yaşanacağını öngörmektedir. Diğer uluslararası kuruluşlar da 2025 ve 2026 yıllarında dünya ekonomisinin büyüme hızında bir düşüş olacağını tahmin etmektedir.</p>



<p>2025 için mal ticareti büyüme öngörüsü %2,4’tür; 2024’te bu oran %2,2 idi. Ancak DTÖ, 2026’da mal ticareti büyümesinin belirgin biçimde yavaşlayarak %0,5’e düşeceğini öngörmektedir.</p>



<p>Donald Trump, müdahaleci politikalarına karşı çıkan ya da direnenleri boyun eğdirmek için askeri müdahale tehdidini açık biçimde yeniden bir araç olarak kullanmaya başlamıştır. Panama Kanalı’nın kontrolünü “geri almak” için askeri müdahale tehdidinde bulunmuş; Grönland’ı ve Kuzey Kutbu’nu ilhak etme amacı konusunda benzer ifadeler kullanmıştır. Rusya’ya yönelik tehditleri sürmekte ve Ukrayna’yı paylaşmaya dönük bir anlaşmaya varmaya çalışmaktadır. Filistin’i yerle bir etmek için İsrail’i ekonomik ve askeri olarak desteklemektedir; bunlar arasında daha başka eylemler de vardır.</p>



<p>İran’ın nükleer programını sürdürmesi ve geliştirmesi nedeniyle yönelttiği tehditlerden, Haziran 2025’te o ülkenin nükleer altyapısına karşı başlatılan “Gece Yarısı Çekici Operasyonu” kapsamında üç İran nükleer tesisini bombalamaya geçmiştir; bu saldırıların amacı, İran’a yönelik saldırısında İsrail Siyonizminin darbelerini güçlendirmektir.</p>



<p>ABD emperyalizmi yalnızca Gazze’deki Siyonist soykırımın ve Lübnan, Suriye, Yemen ve İran gibi bölge ülkelerine yönelik askeri müdahalelerin başlıca dayanağı değildir; aynı zamanda Siyonizmin bu eylemlerinin planlayıcısı ve yönlendiricisidir. Trump, Gazze Şeridi’ni “Orta Doğu’nun Rivierası”na dönüştürmeyi planladığını açıklamıştır; bu, tüm sakinlerinin yerinden edilmesi anlamına gelecek ve böylece Netanyahu’nun hedefleriyle örtüşecektir.</p>



<p>Gazze’ye el koyma planı, “yeni Orta Doğu” olarak adlandırılan çerçevede bölge devletlerini dini, cemaatçi ve etnik hatlar üzerinden bölmeyi ve parçalamayı hedefleyen daha geniş bir projenin parçasıdır; amaç, bölgede ABD egemenliğini sürdürmek, “İsrail’in” komşuları üzerindeki üstünlüğünü güvence altına almak ve özellikle Çin ile Rusya gibi rakip emperyalist güçleri etkisizleştirmektir.</p>



<p>Gazze’de 9 Ekim’de onaylanan ateşkes ne Gazze’de ne de tüm Filistin’de barışın geldiği anlamına gelmektedir. İsrail Siyonizmi askeri operasyonlarını sürdürme tehdidini korumaktadır ve bu operasyonlar bölgede fiilen devam etmektedir. İsrail, tüm Filistin topraklarını işgal etme planlarından vazgeçmemektedir. Netanyahu rejimi, soykırıma karşı oluşan büyük uluslararası baskıyı hissetmiş ve bu, askeri operasyonların durdurulmasını kabul etmesinde etkili olan faktörlerden biri olmuştur.</p>



<p>Ağustos sonundan itibaren ABD, Güney Karayipler’e bir deniz filosu sevk etmiş; bu durum Venezuela’ya yönelik bir işgal hazırlığı olarak teşhir edilmiştir.</p>



<p>Irkçı, beyaz üstünlükçü ve yabancı düşmanı ideoloji, ABD’nin göç karşıtı politikasına yön vermektedir. Belgesiz göçmenlere yönelik bir “av”dan öte, onlara karşı bir savaş ilan edilmiştir. Burada, Trump’ın başını çektiği oligarşinin en saldırgan fraksiyonunun faşist profili ortaya çıkmaktadır.</p>



<p>Baskı aygıtlarının gücü hem ABD için hem de geldikleri ülkeler için zenginlik üreten milyonlarca işçiye yönelmektedir. ICE polisinin göçmenlere karşı yürüttüğü vahşi uygulamalar hem ABD içinde hem de uluslararası düzeyde açık bir tepkiye yol açmaktadır.</p>



<p>Bu gelişmeler, artık yalnızca göçmenler ile ABD hükümeti arasındaki bir çatışma değil; ABD işçileri ve halkı ile kendi hükümetleri arasındaki bir çatışma halini almıştır. Hükümetin uluslararası ilişkilerde benimsediği militarist bakış, iç alana da uygulanmaktadır: birçok eyalete yayılan protestolar karşısında Trump bazı şehirleri savaş bölgesi ilan etmiş ve nüfusu kontrol etmek için askeri birlikler göndermiştir.</p>



<p>ABD emperyalizmi kendi halkına savaş ilan etmiştir.</p>



<p><strong>ABD’nin hegemon güç olarak gerileme sürecinin neredeyse on yıl önce başladığı açıktır.</strong> Günümüzde bu hegemonyaya meydan okuma kapasitesi ve niyeti olan tek güç Çin’dir.</p>



<p>2010 yılında Çin, dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline gelmiştir. Günümüzde dünya GSYH’sindeki pay açısından ABD ile Çin arasındaki fark yalnızca %6’dır; bu fark birincinin lehinedir (%25 ve %19). Önümüzdeki on yıl içinde Çin’in GSYH’sinin ABD’yi aşacağı tahmin edilmektedir. Aynı dönemde Hindistan’ın dünyanın üçüncü büyük ekonomisi konumuna yükselmesi beklenmektedir.</p>



<p>Buna karşılık, GSYH Satın Alma Gücü Paritesine (SGP) göre düzeltildiğinde Çin hâlihazırda dünyanın en büyük ekonomisidir. Bu ölçüte göre en büyük on ekonomi: Çin (%19), ABD (%15,2), Hindistan (%7,75), Japonya (%3,65), Almanya (%3,11), Rusya (%2,84), Endonezya (%2,56), Brezilya (%2,31), Fransa (%2,18) ve Birleşik Krallık (%2,17).</p>



<p>Çin’in 2024’te küresel sanayi üretimindeki payı %31,6 olup birinci sıradadır; ABD’nin payı %15,9 ile ikinci sıradadır. Ardından Japonya %6,5; Almanya %4,8; Hindistan %2,9 ile gelmektedir.</p>



<p>Çin sanayisinin maddi ve teknik temeli, son on yılda ileri teknolojiler, modern altyapılar ve yeniliğe yönelen devlet planlaması üzerinde inşa edildiği için ABD ve diğer Batılı güçlerinkinden köklü biçimde yeni ve üstündür. Batı sanayileri yaşlanan yapılar, yüksek maliyetler ve parçalı süreçlerle yük taşırken; Çin, yapay zekâ, robotik, ileri imalat ve dijital lojistik zincirlerini birleştiren entegre sanayi ekosistemleri geliştirmiştir. Mikroelektronik, yeşil enerji ve otomatik üretim gibi stratejik sektörlerde pekişen bu teknolojik temel, bugün onun en büyük avantajını oluşturmaktadır.</p>



<p>ABD ve Çin, dünya ticaretinin ihracat ve ithalat toplamının %25’ini kontrol etmektedir. ABD toplam hacmin yaklaşık %13’üne, Çin ise %12’sine sahiptir. DTÖ verilerine göre Çin, dünya mal ihracatında %14,2 ile birinci; ABD %8,5 ile ikinci; Almanya %7,1 ile üçüncüdür. İthalatta ise ABD %13,2 ile birinci; Çin %10,6 ile ikinci; Almanya %6,1 ile üçüncüdür.</p>



<p>Çin mali sermayesi beş kıtada dolaşmaktadır. Grant Continent portalına göre Çin bugün dünyanın en büyük ikili kreditörüdür; IMF ve Dünya Bankası’nın toplamından daha fazla borç vermektedir. Son yirmi yılda Çin, “acil finansman” olarak 240 milyar dolar sağlamıştır. Böylece borçlu düşük ve orta gelirli ülkelerin “kurtarılması”nda ABD’nin yerini almıştır.</p>



<p>Yalnızca kamu kredileri ve devlet garantili kredilerde bile 620 resmi kredinin analizi, 2000–2021 arasında teminatlandırılmış kredilerde 418 milyar dolarlık bir taahhüt ortaya koymaktadır. 2025 yılı için 22 milyar dolarlık ödeme planlanmıştır.</p>



<p>Resmî döviz rezervlerinin para bileşiminde ABD dolarının ağırlığı sürmektedir; ancak payı azalmıştır. 2000’de rezervlerin yaklaşık %71’i dolar iken, 2024 sonunda yaklaşık %58’e düşmüştür; yani 13 puanlık bir gerileme vardır.</p>



<p>Bu bağlamda bir diğer önemli veri, döviz piyasasındaki işlemlerin %88’inin ABD dolarıyla yapılmasıdır.</p>



<p>Dikkate alınması gereken önemli bir husus şudur: dolar hâlâ en yaygın ödeme/uzlaşma parası olsa da en çok ticaret yapan ülke Çin’dir ve ticari işlemlerinde yuanı (renminbi) ödeme para birimi haline getirme politikasını benimsemiştir.</p>



<p>ABD emperyalizmi Çin’i başlıca düşmanı olarak görmektedir. Bu durumda ABD; askeri, ekonomik, siyasal, teknolojik ve diplomatik alanları kapsayan kapsamlı bir strateji oluşturmuştur. Washington stratejik rekabetin merkezi olarak gördüğü Hint-Pasifik bölgesinde varlığını ve egemenliğini güvenceye almak için çalışmaktadır.</p>



<p>Bu amaçla ABD, Çin’e karşı bir kuşatma cephesi oluşturmak üzere ittifaklarını, güvenlik paktlarını güçlendirmek ve ortak askeri operasyonlar düzenlemek için aktif biçimde çalışmaktadır:</p>



<p><strong>• AUKUS:</strong>&nbsp;Avustralya ve Birleşik Krallık ile nükleer tahrikli denizaltı teknolojisi transferine odaklanan güvenlik paktı.</p>



<p><strong>• Quad:</strong>&nbsp;Japonya, Hindistan ve Avustralya ile deniz güvenliği ve geleneksel olmayan güvenlik alanlarında işbirliği için güvenlik diyaloğu.</p>



<p><strong>• Filipinler ile ittifak:</strong> Güney Çin Denizi’nde Çin’in artan iddiasına karşı Filipinler’de askeri üslerin yeniden etkinleştirilmesi dâhil, Karşılıklı Savunma Antlaşması’nın güçlendirilmesi.</p>



<p><strong>• FONOP (Seyrüsefer Özgürlüğü Operasyonları):</strong>&nbsp;ABD Donanması’nın Çin’in toprak iddialarını meydan okumayı amaçlayarak, Güney Çin Denizi’nde Çin’in hak iddia ettiği adalara yakın bölgelerde yürüttüğü deniz ve hava operasyonları.</p>



<p>Ayrıca ABD, Tayvan’a gelişmiş silahlar sağlayarak desteğini sürdürmekte ve adaya olası bir Çin askeri müdahalesine ilişkin sık sık kamuya açık uyarılar yapmaktadır.</p>



<p>Çin ise ABD emperyalizminin kuşatma politikasına, iç ve dış ekonomi ile uluslararası ilişkiler alanlarını kapsayan eylem ve politikalarla karşı koymaktadır.</p>



<p>Küresel sahnede varlığını ve ilişkilerini genişletmek için çalışmaktadır. Kuşak ve Yol Girişimi, Asya, Afrika, Latin Amerika ve Avrupa’da altyapıya (limanlar, trenler, yollar) milyarlarca dolarlık yatırımlar yapmasını; kaynakları ve tedarik zincirlerini güvenceye almasını ve ürünleri için yeni pazarlar oluşturmasını sağlamaktadır.</p>



<p>Son yıllarda Rusya ile siyasi bağlarını ve ekonomik-finansal işbirliğini güçlendirmiştir ve iki ülke birlikte BRICS’in faaliyetlerini kendi jeopolitik çıkarları doğrultusunda yönlendirmektedir. Her iki ülke, ABD emperyalizminin hâkim olduğu uluslararası düzeni “reforme etme” ve onun yerine daha fazla etki kurma hedefini paylaşmaktadır.</p>



<p>Çin, yoğun bir bölgesel işbirliği yürütmekte; Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) gibi ticari ve ekonomik anlaşmaları teşvik ederek Asya-Pasifik ekonomisinde merkezi konumunu pekiştirmeye çalışmaktadır.</p>



<p>Diğer ülkelerle birlikte uluslararası ticari işlemlerde dolar bağımlılığının azaltılmasını ve yuan/renminbi kullanımını teşvik etmektedir.</p>



<p>Gerilim odaklarında Çin, güç gösterileri ve hukuki tedbirlerle yanıt vermekte; askeri alanda da faaliyet göstermektedir. Güney Çin Denizi’ndeki yapay adaların askerileştirilmesini teşvik etmekte ve Tayvan üzerindeki toprak iddialarını güçlendirmek için askeri, diplomatik ve ekonomik baskıyı sürdürmektedir. Yakın zamanda, 3 Eylül 2025’te Çin özellikle askeri sanayideki teknolojik gelişmeleriyle büyük savaş kapasitesini sergilemiştir.</p>



<p>2025 için 270 milyar dolarlık askeri bütçeyle Çin, askeri harcamada ikinci sırada; aynı yıl için 962 milyar dolara ulaşan bütçesiyle ABD birinci sıradadır.</p>



<p><strong>Avrupa Birliği ülkeleri, önceki on yıllara kıyasla dünya sahnesinde göreli ağırlık ve etkilerini kaybetmiştir.</strong> Bu mutlak bir kayıp değildir; AB bir bütün olarak hâlâ önemli bir güçtür.</p>



<p>Avro Bölgesi’nin GSYH büyüme oranı, ABD ve Çin’inkinden sürekli olarak daha düşük olmuştur. Bu durum, AB’nin dünya GSYH’sindeki payının azalmasına yol açmaktadır. AB, yapay zekâ ve yarı iletkenler gibi kilit teknolojilere yatırımda geride kalmış; ABD’ye kıyasla daha düşük işgücü verimliliğiyle karşı karşıya kalarak uzun vadeli rekabet gücünü zayıflatmıştır.</p>



<p>Ukrayna’nın işgali ve pandemi sonrasında yaşanan enerji krizi ve tedarik zincirlerindeki ani kesintiler, AB’nin kırılganlığını ve dış enerji/ham madde kaynaklarına bağımlılığını ortaya koymuş; küresel müzakere pozisyonunu zayıflatmıştır.</p>



<p>Afrika, Latin Amerika ve Asya’da Avrupa; Çin, Rusya, Türkiye ve hatta Hindistan karşısında etkisi azalmaktadır; bu ülkeler ekonomik ve siyasi varlıklarını genişletmiştir.</p>



<p>Ukrayna savaşı, AB’nin ABD’nin jeopolitik gündemine tabi oluşunu yeniden teyit etmiştir; Washington’un hâkim olduğu NATO, Avrupa’nın askeri eylem yönünü belirlemeyi sürdürmektedir. ABD baskısı altında savunma bütçeleri önemli ölçüde artırılmış ve önümüzdeki yıllarda askeri harcamayı yükseltme taahhüdü verilmiştir. Buna rağmen, özellikle ekonomik, ticari, enerji ve diplomatik alanlarda AB ile üye devletleri ve bizzat ABD emperyalizmi arasında önemli çelişkiler sürmektedir. Almanya, ABD’den uzaklaşmadan ve hele hele onunla çatışmadan, durumu kendi yararı için değerlendirmeye çalışmaktadır.</p>



<p>Fransa ve Almanya’daki bazı çevreler, tam anlamıyla var olmayan fakat ABD ile görüş ayrılıklarını ifade eden bir “Avrupa stratejik özerkliği” ihtiyacından söz etmektedir. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron NATO içinde bir Avrupa sütununun güçlendirilmesini savunmaktadır; Polonya ve Baltık ülkeleri gibi bazı ülkeler ise daha saldırgan bir tutum sergileyerek Rusya’ya karşı ortak bir yanıtı desteklemektedir.</p>



<p>Ukrayna savaşı bağlamında AB’de yaşamın militarizasyonu derinleşmiş; ekonomik, kurumsal, bütçesel, kültürel vb. alanları kapsar hale gelmiştir.</p>



<p>Üye devletlerin çoğu savunma bütçelerini sürekli artırmakta; birçok ülke askeri harcamada GSYH’nin %2’si hedefini benimseyerek NATO’nun dayattığı standartlara uyum sağlamaktadır; AB ise askeri Ar-Ge için kendi fonlarını ayırmaktadır ki bu, on yıl önce benzeri görülmemiş bir durumdur.</p>



<p>NATO temel güvenlik çerçevesi olmaya devam etse de AB kendi mekanizmalarını oluşturmuştur: 2017’de başlatılan Daimi Yapılandırılmış İşbirliği (PESCO) onlarca ortak savunma projesini (askeri hareketlilik, dronlar, komuta sistemleri, deniz gözetimi vb.) bir araya getirmektedir; Avrupa Savunma Fonu (EDF) silah ve askeri teknoloji geliştirmeyi ve savunma inovasyon projelerini finanse etmektedir; AB Askeri Planlama ve Yürütme Yeteneği (MPCC) ise Avrupa düzeyinde bir karargâhın embriyonik yapısı olarak görev yapmakta ve yurt dışındaki askeri misyonları yönetmektedir.</p>



<p><strong>BRICS+ grubunun gelişimi bazı kesimlerde beklentiler yaratmaktadır. </strong>Günümüzde önemli bir ekonomik ve siyasi ağırlığa sahiptir ve önümüzdeki yıllara dair projeksiyonlar daha da büyüktür.</p>



<p>BRICS+ ülkeleri dünya nüfusunun %55,61’ini temsil etmektedir; Satın Alma Gücü Paritesine göre dünya GSYH’sinin %42’sine ve küresel ticaretin %40’ına katkı sağlamaktadır. Nominal GSYH bakımından G7’yi (Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Birleşik Krallık ve ABD) az bir farkla aşmaktadır. Bu grubun gücü başlıca Çin’in varlığından kaynaklanmaktadır.</p>



<p>G7’nin %2’sine kıyasla yıllık %4’ün üzerinde potansiyel büyüme oranını koruyacakları; böylece küresel ekonomideki paylarını daha da artıracakları tahmin edilmektedir.</p>



<p>Bu grubun ortaya çıkışı, kapitalist gelişme ve birikim sürecinin içkin dinamiklerine dayanmaktadır. Bu, revizyonizm ve reformizmin bazı kesimlerinin sunduğu gibi halklar için bir “alternatif kalkınma modeli” değildir; hele hele “anti-emperyalist” bir ittifak hiç değildir. ABD’nin hegemon güç rolünü oynadığı bir dünyada, yatırımlarını genişletmek, pazarları kontrol etmek, ham maddelere erişmek ve birikim alanlarını büyütmek isteyen devletlerin ve ekonomik grupların bir ortaklığıdır.</p>



<p>İçinde gerilimler ve anlaşmazlıklar bulunmaktadır. Rusya ve Çin grubu kendi jeopolitik çıkarları doğrultusunda yönlendirmektedir; Hindistan, grubun Çin ve Rusya tarafından araçsallaştırılmasının kendi çıkarlarını zedelemesinden endişe etmektedir ve bu tek örnek değildir. Üye ülkeleri, ortak uluslararası senaryo içinde etkilenen özgül çıkarlar birleştirmektedir.</p>



<p>Bu grupta üyelerin özel ihtiyaçları, Çin ve Rusya gibi emperyalist güçlerin jeopolitik projeleriyle birleşmektedir. Bu nedenle BRICS ile Batı arasındaki gerilimler, emperyalistler arası çelişkilerin bir tezahürü olarak anlaşılmalıdır.</p>



<p><strong>Dünya ekonomisi yavaş bir büyüme temposunu sürdürmektedir.</strong> 2025 için bazı öngörülerin belirttiği küresel resesyon gerçekleşmemiştir; ancak büyüme hâlâ pandemi öncesi oranların altındadır.</p>



<p>IMF, Dünya Bankası ve UNCTAD gibi uluslararası kuruluşlar 2025 ve 2026 için %3,0 ile %2,7 arasında değişen düşük büyüme oranları öngörmektedir.</p>



<p>En gelişmiş kapitalist ekonomiler (ABD, Avro Bölgesi, Japonya, Kanada, Birleşik Krallık) için en düşük büyüme oranlarını öngörmektedir: 2025 ve 2026 için sırasıyla %1,5 ve %1,6.</p>



<p>Avro Bölgesi’nde resesyon riski sürmektedir; öngörülen büyüme %0,8–%1,0 olup “teknik durgunluk” olarak bilinen sınıra yaklaşmaktadır. Almanya’nın bu durumdaki sorumluluğu büyüktür: 2024’te ekonomisi resesyona girmiştir (-%0,2) ve bu yıl için büyüme projeksiyonu yalnızca %0,1’dir. Almanya, Avrupa’nın sanayi motoru olarak görülmektedir.</p>



<p>En yüksek büyüme —Hindistan ve Çin’in öncülüğünde— yine Asya’nın “yükselen ekonomileri”nde yoğunlaşmaktadır (2025’te %4,1 ve 2026’da %4,0).</p>



<p>Sanayi üretiminin seyrine ilişkin kaynaklar arasında tam bir uzlaşı olmasa da 2025 için ılımlı bir büyüme öngörülmektedir. Bazı tahminler bunu %2 ile %3 arasında konumlandırmakta; en gelişmiş kapitalist ekonomiler arasındaki çatışmaların sürmesi ya da tedarik zincirlerinde yeni kesintiler yaşanması durumunda aşağı yönlü riskler bulunduğunu belirtmektedir. Arka plan olarak, sanayi üretimi büyümesinin 2023’te %1–%1,6; 2024’te ise çeşitli kaynaklara göre %1,8–%2,6 aralığında olduğu dikkate alınmalıdır.</p>



<p>DTÖ’ye göre dünya mal ticareti hacmi 2025’te %2,4 büyüyecektir; ancak bunun pek olası olmadığı belirtilmektedir. Önceki tahminler, bu yıl için %0,9 ve 2026 için %0,5 büyüme öngörmekteydi. 2025 öngörüsündeki sıçrama, frontloading’in (tarife artışları öncesinde ithalatın öne çekilmesi) etkilerinden kaynaklanmaktadır; fakat yeni tarifeler tam olarak yürürlüğe girdiğinde bu etki 2026’da ortadan kalkacaktır.</p>



<p><strong>İşçilerin yaşam koşullarında iyileşme görünmemektedir.</strong> Bazı bölgelerde ücretlerin satın alma gücünün düşmesi, işin giderek güvencesizleşmesi, iş kayıpları ve zorunlu göç gibi etkenler nedeniyle koşullar daha da kötüleşecektir.</p>



<p>Mayıs ayında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), bu yıl için küresel istihdam büyümesi öngörüsünü %1,7’den %1,5’e düşürmüştür. Küresel işsizlik oranının %5 civarında kalacağı tahmin edilse de işin niteliği, ücret düzeyi ve istikrar büyük bir sorundur.</p>



<p>İstihdam, işsizlik ve eksik istihdam düzeylerinde bölgelere, gelişmişlik seviyelerine ve nüfus gruplarına göre belirgin farklar vardır. Genç işsizliği yüksektir ve %12–%13 aralığında kalacaktır. Latin Amerika ve Karayipler gibi bölgelerde kayıt dışı istihdam oranları birçok ülkede %50’yi aşmaktadır. 2024’te dünya genelinde çalışma çağındaki kadınların yalnızca %46,4’ü istihdamdayken, erkeklerde bu oran %69,5’tir.</p>



<p>ABD’nin tarife politikası on binlerce işin sürmesini tehlikeye atmaktadır. ILO, 71 ülkede yaklaşık 84 milyon işin doğrudan ya da dolaylı biçimde ABD tüketim talebine bağlı olduğunu tahmin etmektedir. Asya-Pasifik bölgesi bu işlerin 56 milyonunu barındırmaktadır. Kanada ve Meksika en yüksek “tehlikede olan iş” oranına sahiptir (%17,1).</p>



<p>Teknolojik ilerleme, özellikle yapay zekânın üretim süreçlerine sokulması, üretici güçlerin gelişimini iş verimliliğini artırmaya ve artı-değer sömürüsünü yükseltmeye yöneltmektedir. Kapitalistlerin elinde yapay zekâ, çalışma süresini azaltmak ya da işçi sınıfının yaşamını iyileştirmek için değil; işgücü maliyetlerini düşürmek, üretim süreci üzerindeki denetimi yoğunlaştırmak ve kapitalistler arası rekabeti keskinleştirmek için işlevseldir. Canlı emeğin ölü emekle ikame edilmesi yönündeki tarihsel eğilimi hızlandırarak yapısal işsizliği üretmekte ve sanayi yedek ordusunu büyütmektedir; bu da ücretleri aşağı yönlü baskılamakta ve çalışma koşullarını daha da güvencesizleştirmektedir.</p>



<p>Ayrıca yapay zekâ ideolojik ve disipliner bir araca dönüşmektedir. Dijital platformlar, algoritmik gözetim ve otomatik iş yönetimi, işçilerin tempo, hareket ve davranışları üzerinde daha kapsamlı bir kontrol sağlarken; sürekli, tam zamanlı işler yerine kısa süreli “bağımsız” sözleşmeler ya da parça başı/görev bazlı çalışma gibi yeni sömürü biçimlerini güçlendirmektedir.</p>



<p>Bu durum, işçi hareketini, sermayenin dayattığı yeni iş örgütlenmesi biçimlerine etkili biçimde karşı koyabilecek örgütlenme ve mücadele biçimleri geliştirmeye zorlamaktadır.</p>



<p>Aynı zamanda bu teknolojiler, yüz tanıma ve diğer gözetim sistemleri gibi kitlelerin geniş ölçekte denetlenmesine yönelik mekanizmaları ilerletmeyi de mümkün kılmaktadır. Yapay zekâ gelişiminin ilk hedefinin askeri alan olması tesadüf değildir: araştırma ve finansmanı savunma ihtiyaçları ve jeopolitik rekabet tarafından güçlü biçimde teşvik edilmiştir. Bugün Çinli ve ABD’li büyük teknoloji tekelleri bu stratejik sektöre hâkimdir.</p>



<p><strong>Gezegenin yaşadığı hızlanmış çevresel bozulma kapitalist sistemin sorumluluğudur. </strong>Bugün bu, eşi görülmemiş sıcak hava dalgaları, yıkıcı seller, devasa orman yangınları ve hızlanan biyolojik çeşitlilik kaybı gibi giderek daha aşırı iklim düzensizlikleri olarak görünmektedir. Bu olgular izole olaylar ya da basit “doğal döngüler” değildir; kaynakların sınırsız sömürüsüne ve dizginsiz birikime dayanan bir ekonomik modelin doğrudan sonucudur. En gelişmiş kapitalist ülkeler tarihsel olarak sera gazı emisyonlarının, fosil enerji tüketiminin ve kirletici sanayi genişlemesinin başlıca sorumluları durumundadır. Dünya nüfusunun azınlığını oluştursalar da ekolojik ayak izinin büyük kısmını yoğunlaştırmış ve zenginliklerini gezegenin sınırlarını görmezden gelen bir üretim kalıbı üzerinde inşa etmişlerdir.</p>



<p>Bu politikanın icracı kolu, ekonomik ve siyasal güçleri sayesinde kârları uğruna son derece kirletici uygulamaları dayatabilen tekeller ve büyük çokuluslu şirketlerdir. Enerji, madencilik, tarım-sanayi ve ulaştırma sektörlerindeki şirketler ekosistemlerin yıkımında, kitlesel ormansızlaşmada, kirletici altyapıların genişletilmesinde ve derin çevre politikalarının sistematik biçimde engellenmesinde başat rol oynamıştır. Çevresel maliyetleri topluluklara ve en kırılgan ülkelere dışsallaştırırken, doğal afetleri yoğunlaştıran ve küresel iklim krizini derinleştiren bir yağmacı madencilik modeli sürdürmektedirler.</p>



<p>Nadir toprak elementleri sömürüsü sözde “yeşil kapitalizm” denilen şeyin derin çelişkisini açığa çıkarır: çevre krizini doğuran birikim mantıklarını sorgulamadan ekolojik bir geçiş vaat eder. Elektrikli otomobiller, yüksek kapasiteli bataryalar ya da rüzgâr türbinleri gibi “temiz” teknolojilerin üretimi; ekosistem yıkımı, toprak ve su kirliliği ve bağımlı ülkelerde kötüye kullanım içeren çalışma koşullarıyla elde edilen minerallerin yoğun biçimde çıkarılmasına dayanır. Böylece sürdürülebilirlik söylemi altında büyük güçler ve şirketler çevresel ve toplumsal maliyetleri başka bölgelere aktarır; kendilerini iklim lideri olarak sunarken yeni-sömürgeci ilişkileri yeniden üretirler. Özgürleştirici bir alternatif olmaktan uzak olan bu “yeşil kapitalizm”, yeni el koyma biçimlerini gizler ve saldırgan madenciliğe bağımlılığı derinleştirir; ekonomik sistemin temelleri dönüşmeden çevresel adaletin olmayacağını gösterir.</p>



<p><strong>Sağ, aşırı sağ, ultra muhafazakâr, faşist ve proto-faşist güçler dünyanın birçok bölgesinde mevzi kazanmaya devam etmektedir.</strong> Bu, birkaç yıldır var olan bir eğilimdir ve bugün daha saldırgan biçimde ortaya çıkmaktadır.</p>



<p>Büyümelerinin açıklaması, uluslararası burjuvazinin en gerici kesimlerinin kapitalist-emperyalist sistemin bizzat yarattığı ekonomik ve toplumsal sorunları (iş kayıpları, göç, çokkültürlülüğün gelişimi ve cinsel/toplumsal cinsiyet/yaş vb. haklar için mücadele eden hareketlerin ortaya çıkışı gibi) manipüle edip kendi çıkarına kullanabilme kapasitesinde yatmaktadır.</p>



<p>Özellikle Avrupa ve ABD’de bu sağ partiler, göçü ve çok-kültürlülüğü ulusal kimlik ve güvenliğe yönelik varoluşsal tehditler olarak sunmayı başarmıştır. Şovenist milliyetçiliği teşvik eder, kültürel çeşitliliği reddederler. Göçmenleri “günah keçisi” olarak kullanır; ekonomik ve toplumsal sorunlardan ve hatta suçtan onları sorumlu tutarlar.</p>



<p>Güney Amerika’da bu siyasal akımlar açık bir antikomünist söylemi; neoliberal ilkelerin (Arjantin ve Ekvador örneklerinde olduğu gibi) hararetli savunusunu; ABD emperyalizminin yüceltilmesini; sol partiler ve hareketler ile halk örgütlerinin eylem ve mücadelesinin kriminalize edilmesini sürdürmektedir.</p>



<p>Bu güçler, açıkça işçilerin ve halkların demokratik haklarına, sendikal örgütlere ve sol partilere karşı hareket ederler. Hatta gerici siyasal projelerini dayatabilmek, üretimde kâr oranını yükseltecek koşulları kolaylaştırmak için burjuva demokrasisinin kurumlarına bile saldırırlar.</p>



<p>Ultra muhafazakâr güçler ve faşizm, işçiler ve halklar için ağır bir tehlikedir; buna işçi ve halk hareketinde birlik politikasıyla ve demokratik ve sol siyasi örgütlerle karşı koymalıyız.</p>



<p>Reformist partiler ve “ilerici” olarak sınıflandırılan hareketler alan kaybetmiştir; ancak farklı bölgelerde nüfusun önemli kesimleri üzerinde kayda değer bir etkiyi hâlâ sürdürmektedir. Kitleleri aldatma kapasiteleri; neoliberal modeli, vahşi ve insanlık dışı kapitalizmi eleştiren bir retoriğe ve sol söylem ögeleri kullanarak işçi sınıfı ile yoksul kesimlerin bazı bölümlerinden destek almalarına dayanır.</p>



<p>Toplumun ekonomik, siyasal ve toplumsal düzlemlerini kapsayan büyüyen bir militarizasyonu yaşanmaktadır. Çoğu ülke, bütçelerini, kamu politikalarını ve yönetim biçimlerini çatışma hazırlıklarına tabi kılmakta; baskı aygıtlarını güçlendirir ve protestoyu kriminalize ederken daha önce sivil yaşama ait olan alanlarda askeri varlığı olağanlaştırmaktadır.</p>



<p>Bu olgu özellikle en gelişmiş kapitalist ülkelerde belirgindir: askeri güç yalnızca dış politikanın merkezi bir bileşeni değil, iç düzenin de kurucu bir unsurudur. Militarizasyon, savunma bütçelerinin büyütülmesi ya da silahlı aygıtların güçlendirilmesiyle sınırlı değildir; devletlerin, medyanın ve büyük şirketlerin algıları, davranışları ve toplumsal öncelikleri güvenlikçi mantıklar temelinde biçimlendirme tarzında da kendini gösterir.</p>



<p>ABD, AB, Japonya, Çin, Rusya ve diğer emperyalist ve gelişmiş kapitalist ülkelerde askeri harcamaların sürekli artışı bunun açık bir işaretidir. Son on yıllarda ve özellikle Ukrayna savaşı, Pasifik’teki gerilimler ya da Çin’in yükselişi gibi gelişmelerin ardından Batılı kapitalist ülkeler GSYH’lerinin artan oranlarını askeri teçhizata, teknolojik modernizasyona ve NATO gibi stratejik ittifakların güçlendirilmesine ayırmıştır.</p>



<p>Aynı zamanda militarizasyon ülke sınırları içinde de ilerlemektedir. Askeri kökenli silah ve taktiklerle donatılmış, yüksek ekipmanlı polis güçlerinin artan varlığı, dünyanın birçok şehrinde giderek daha belirgin bir özellik haline gelmiştir. Örneğin ABD’de yerel polis teşkilatlarına askeri ekipman transferi, giderek muharip birliklere benzeyen güvenlik güçlerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu durum, halk üzerinde, aşırı gözetimin normalleşmesi, toplumsal protestonun bastırılması ve iç çatışmanın savaş araçlarıyla yönetilmesi gerektiği algısı türünden doğrudan etki yaratmaktadır.</p>



<p>Kültürel düzeyde militarizasyon, eğlence, eğitim ve reklam yoluyla işler. Hollywood ve video oyunları gibi endüstriler, askeri-endüstriyel komplekslerle yakın ilişki içindedir; savaşı, savaş kahramanlığını ve teknolojik üstünlüğü yücelten anlatıları yeniden üretir. Asker figürü düzenin, güvenliğin ve vatanseverliğin sembolü olarak sunulur; jeopolitik çatışmalar ise askeri müdahaleleri veya yurt dışı üslerin genişlemesini meşrulaştıracak şekilde basitleştirilir. Bu kültürel nüfuz, insanların uluslararası gerilimlere karşı gücü “doğal” ya da “kaçınılmaz” bir yanıt olarak görmesine katkıda bulunur.</p>



<p>Son olarak, militarizasyon ekonomik biçimler de alır. Askeri-endüstriyel kompleks, çağdaş kapitalizmin en kârlı sektörlerinden biridir. Silah, gözetim sistemleri ve çift kullanımlı teknoloji geliştiren şirketler, milyarlarca dolarlık sözleşmeleri güvenceye almak için hükümetler üzerinde baskı kurar. Devlet ile sermaye arasındaki bu ittifak, savaşı ve savaşa hazırlığı ekonomik bir motor haline getirir; toplumsal öncelikleri çarpıtır ve sağlık, eğitim, konut veya iklim değişikliğiyle mücadele için kullanılabilecek kaynakları başka yöne saptırır.</p>



<p><strong>Dünya, işçilerin, gençliğin ve halkların mücadelesinde bir yükselişe tanıklık etmektedir.</strong> Kitle mücadelesinin kapsam, kitlesellik ve mücadelecilik açısından giderek büyüdüğü bir dönemi yaşıyoruz; bu, on yılı aşkın süredir en yoğun dönemdir. Bu gelişmeler, işçi sınıfı ile gençliğin geçen yüzyılın sonlarına kadar sahip olduğu siyasal rolü yitirdiğini “kanıtlamaya” çalışan burjuva, revizyonist ve reformist teorileri boşa çıkarmıştır.</p>



<p>Tüm kıtalarda hükümetlerin kemer sıkma politikalarına, yönetenlerin yolsuzluğuna, savaşa karşı ve barış için, Filistin halkıyla dayanışma içinde, ülkelerin egemenliğini ihlal eden çeşitli müdahale biçimlerine —Donald Trump’ın dayattığı gümrük tarifeleri yoluyla yapılanlar dâhil— karşı; ücret, sağlık, eğitim, konut, demokratik ve siyasal haklar gibi somut talepler için kitlesel protesto eylemleri yaşanmaktadır. ABD’de bile göçmenlere karşı uygulanan yabancı düşmanı politikalara ve İsrail’in Nazi-Siyonist devletiyle birlikte Gazze’deki ilhakçı askeri eylemlere karşı büyük protestolar vardır.</p>



<p>Bu mücadeleler sektör grevleri, ulusal genel grevler, sokak gösterileri ve halk ayaklanmaları biçimini alıyor; hem somut talepler ileri sürüyor hem de siyasal bayrakları yükseltiyor.</p>



<p>Filistin halkıyla dayanışma ve İsrail Siyonizminin işlediği soykırımın kınanması, özellikle gençler olmak üzere dünya çapında milyonlarca kadın ve erkeği harekete geçirmiştir.</p>



<p>İtalya’da işçilerin genel grev ve sokaklarda kitlesel gösterilerle verdiği yanıt tarihsel niteliktedir. Bu mücadelenin en önemli yönlerinden biri, liman işçilerinin İsrail’e giden ve İsrail’den gelen yükleri elleçlemeyi reddetmesiydi. Bu örnek diğer ülkelere de yayılmıştır.</p>



<p>İtalya’daki grev, siyasal, anti-emperyalist ve enternasyonalist mücadelenin bir ifadesi olmuştur.</p>



<p>Neredeyse tüm Avrupa’da bütçe kesintilerine, ekonominin militarizasyonuna, ücret talepleri için ve hayat pahalılığına karşı; ayrıca işçi haklarını savunmak ve çevrenin korunması gibi küresel nedenler için kitlesel protesto eylemleri gerçekleşmiştir.</p>



<p>Fransa, Almanya, Avusturya veya Türkiye’de olduğu gibi aşırı sağ partilere karşı kitle eylemleri de yapılmış; Brezilya’da ise Jair Bolsonaro’nun darbe girişimleri nedeniyle mahkûm edilmesi talep edilmiştir. Bu, ultra muhafazakâr, aşırı sağ ve faşist karakterli partilerin yükselişinin yarattığı tehlike karşısında halkta mevcut kaygıyı göstermektedir.</p>



<p>Gençliğin işçi ve halk mücadelesine katılımı, özellikle açık siyasal içerik taşıyan öğrenci mobilizasyonlarında dikkat çekici boyutlara ulaşmaktadır. Nepal, Fas, Endonezya, Peru, Myanmar, Arjantin, Panama, ABD, Tayland, Kenya, Mali, Güney Afrika, Madagaskar, Türkiye vb. ülkelerde yaşanan kitlesel eylem ve halk ayaklanmalarında gençliğin —özellikle öğrenci hareketinin— mücadeleci niteliği öne çıkmaktadır. Birçok ülkede gençlik, yolsuzlukla mücadele ederek ve demokratik hakları savunarak siyasal bayraklar yükseltmiştir. Nepal ve Peru’da sırasıyla Eylül ve Ekim’de hükümetlerin düşmesinde başat güç olmuştur. Ancak Nepal’de gençlik hareketinin sağ tarafından açık biçimde kullanıldığı da belirtilmelidir.</p>



<p>Birçok bölgede kırsal işçilerin ve yerli halkların mücadelesi de öne çıkmaktadır. Hindistan, Brezilya, İran, El Salvador, Peru, Sudan ve Kenya’da kendi özgül talepleri için kitlesel protesto eylemleri yaşanmıştır.</p>



<p>Latin Amerika’da yerli halklar, ulusal hakları için mücadelede; büyük maden ve petrol projelerine karşı suyu ve çevreyi savunmada önemli bir öncülük sürdürmektedir.</p>



<p>İşçiler, gençlik, kadınlar ve halklar, burjuvazinin ve hükümetlerinin uyguladığı politikalara ve egemen kapitalist-emperyalist sistemin doğasına içkin sonuçlara karşı mücadele etmektedir. Bu mücadelelerde sistemden duyulan hoşnutsuzluk ve reddiye ifade edilirken, aynı zamanda değişim arzusu da ortaya konulmaktadır.</p>



<p><strong>Emperyalizm ve uluslararası burjuvazinin güçlü ideolojik ve siyasal saldırısı, emekçi kitleleri etkilemektedir.</strong> Sonuç, özellikle pragmatizm, hazcılık, bireycilik, tüketimcilik vb. eğilimlere kazanılmış gençler arasında daha büyük ideolojik ve siyasal dağınıklıktır; bu da devrimci siyasal faaliyeti zorlaştırmaktadır.</p>



<p>Bu saldırı, çok çeşitli araç ve yöntemlerden yararlanılarak yürütülmektedir; egemen sınıfın ideolojik tahakkümünün bir parçasıdır.</p>



<p>İletişim teknolojilerinin (telematik, sosyal ağlar ve diğer sanal platformlar) gelişimi, burjuva değerlerin yayılmasını, burjuva ideolojik kavrayışların pekişmesini ve insanların kendi gerçekliklerinden yabancılaşmasını kolaylaştırmaktadır.</p>



<p>İnternetteki mesaj bolluğu, insanların artık daha iyi bilgilendiği yanılsamasını yaratmaktadır. Sahte haberler, çöp bilgi yaygındır; bunlar, “gizli gerçeklikleri ortaya çıkaran” yenilikçi ölçütler sunuyormuş gibi tüketilmektedir.</p>



<p>Neoliberal bilgi dünyası özgürlük dünyası olarak sunulur; oysa gerçekte bir egemenlik aracıdır.</p>



<p>Bunlar ne bu alanda ne de toplumun başka bir alanında teknolojik gelişmeyi mahkûm etmemize yol açmamalıdır. Bu ilerlemeleri ve araçları, devrimci fikirlerimizi, kavrayışlarımızı ve politikamızı yaymak için kullanmak ve değerlendirmekle yükümlüyüz. Bunlar, kendi ideolojik ve siyasal saldırımızı geliştirmek için araç olabilir ve olmalıdır.</p>



<p>Son yıllarda sağ ve aşırı sağ “kültür savaşı” denilen şeyden söz etmektedir; bu, toplumsal yaşamın çeşitli alanlarında gerici bir saldırıyı meşrulaştırmanın aracı olarak işlev görmektedir. Gelenek, aile ve ulusal kimliği savunmak adına bir mücadele verdiklerini iddia ederler; oysa gerçekte feminist, yerli, sendikal, LGBTI ve anti-ırkçı hareketlerin kazandığı demokratik ilerlemeleri geri çevirmeyi hedeflerler. Toplumu kutuplaştırmak ve muhafazakâr değerler etrafında disiplinli bir siyasal taban konsolide etmek için bu hareketleri dış tehdit ya da “iç düşman” olarak sunarlar.</p>



<p>Bu söylem yalnızca fikir üretimini kontrol etmeyi değil, aynı zamanda emekçi kitleleri gerçek ekonomik çatışmalardan —sömürü, güvencesizleşme ve servetin artan yoğunlaşması— uzaklaştırmayı da amaçlar. Kapitalist düzeni savunmaya, demokratik hakları aşındırmaya ve giderek daha gerici ve otoriter projeler için koşullar hazırlamaya dönük bir siyasal stratejidir.</p>



<p>Bilime yönelik kuşkuları da teşvik eder ve anti-bilimsel bakış açılarını yayarlar; bilimi “beyin yıkama/ideoloji” olarak sunar ve mutlak doğru, evrensel ya da nesnel bilginin olmadığını; her bilginin üretildiği kültürel, toplumsal, tarihsel ya da bireysel bağlama bağlı olduğunu ileri sürerler.</p>



<p>Sözde solcu bir söylem kullanarak kapitalist sisteme işlevsel görüş ve politikaları teşvik eden revizyonizm ve reformizm kaynaklı “teoriler” ve bakış açıları da burjuva ideolojik saldırının bir parçasıdır.</p>



<p>Azımsanmayacak sayıda işçi, genç ve kadın emekçi kesim, bu çizgilerin ağına düşmekte ve —yanlış biçimde— toplumun devrimci dönüşümünü hedefleyen hareketlere katıldıklarını sanmaktadır.</p>



<p>Partilerimiz, bunun aynı büyük burjuvazinin fraksiyonlarına karşı yürütülen ideolojik ve siyasal mücadelenin bir parçası olduğunu kavrayarak bu konumları teşhir etmelidir.</p>



<p><strong>Mevcut siyasal tablo, partilerimizin devrimci faaliyeti için daha elverişli koşullar sunmaktadır.</strong> İşçiler, köylüler, gençler ve emekçi sınıflardan kadınlar bugün kapitalizmin insanlığa ne sunduğunu açıkça görmelerine imkân veren bir gerçeklikle karşı karşıyadır.</p>



<p>Görünür ve inkâr edilemez bu gerçeklik, partilerimiz ve örgütlerimiz tarafından devrimin güçlerini inşa etmek ve kitlelerin devrimci bir hareketini oluşturmak üzere değerlendirilmelidir; bu, proletaryanın toplumsal devriminin zaferi için temel bir unsurdur.</p>



<p>Kitlelerin yeni ve büyük bölümlerinin, mücadelenin talep ve hakları elde etmenin, burjuvazi ve emperyalizmin planlarını durdurmanın yolu olduğunu anlaması ve mücadeleye katılması çok önemlidir. Ancak devrimci öncünün bu mücadelelerin içinde örgütleyici ve yönlendirici olarak bulunmaması halinde, mücadeleler sendikalizmin dayattığı sınırları ve kitle mücadelesini sınırlamak için burjuva ve reformist parti ve hareketlerin bilinçli olarak yönlendirdiği eylem çizgisini aşamayacaktır.</p>



<p>İşçi sınıfı, gençlik, emekçi sınıf ve tabakaların kadınları ve halklar, kurtuluşlarını elde etmek için yasal ve yasadışı tüm mücadele biçimlerine dayanmak zorunda olduklarını kavramalıdır. Proletaryanın partisi, bu mücadele biçimlerinin tümünü örgütlemekle yükümlüdür.</p>



<p>Partilerimiz hem bulundukları ülkelerde hem de uluslararası sahnede daha öncü bir rol üstlenmekle sorumludur. Bu rolü üstlenmek için Marksist-Leninist ilkelere dayalı doğru yönelim ve politikalar belirlemek zorunludur; ancak bu yetmez. Bu politikayı hayata geçirecek yeterli güce sahip olmak gerekir ve bu güç, politikamızın etkisiyle harekete geçen sömürülen ve ezilen işçi, köylü, gençlik ve emekçi sınıf ve tabakalardan oluşan kitlelerden gelir.</p>



<p>Partilerimiz sayısal olarak büyüdükçe yeni ve daha geniş kitle kesimlerine ulaşacağız. Yeni komünistlerin kazanılması, örgütlerimizin öncelikli görevlerinden biri haline gelmelidir.</p>



<p>İşçi sınıfını, gençliği ve emekçi kadınları devrim mücadelesine çekebilmek için; politikamızın, program tezlerimizin ve dünya ile toplumun karşı karşıya olduğu çeşitli sorunlara dair görüşlerimizin yoğun ve sistematik biçimde yayılmasını ilerletmek şarttır. Sürekli propaganda yapmayan ve eylemini tanıtmayan bir Marksist-Leninist parti düşünülemez. Bu bakımdan basılı gazete temel bir rol oynar; çünkü kitlelerle doğrudan temas kurmayı ve fiziksel olarak anında ilişki yaratmayı sağlar.</p>



<p>Dünya siyasal tablosu, emperyalizme ve uluslararası burjuvazinin politikalarına karşı mücadele etmek isteyen toplumsal ve siyasal güçlerle birlik çalışmasını derinleştirmeyi gerektirir. Bulunduğumuz yerlerde ve uluslararası nitelikte girişimler aracılığıyla somut eylem ve mücadelelerle ifade edilecek uluslararası bir anti-emperyalist ve anti-faşist cephe oluşturmak için çalışıyoruz.</p>



<p>Anti-emperyalist mücadele bugün özel bir önem kazanmaktadır; çünkü ABD emperyalizminin -halkların başlıca düşmanının- saldırganlığının arttığı bir döneme ve yeni bir dünya savaşı tehlikesine işaret eden emperyalistler arası çelişkilerin keskinleşmesine tanıklık ediyoruz.</p>



<p>Daha önce de söyledik: Bir emperyalizme dayanarak başka bir emperyalizme karşı çıkılamaz. Gerçek bir anti-kapitalist ve anti-emperyalist tutum böyle ifade edilir.</p>



<p>Proletaryanın kapitalist-emperyalist sisteme karşı uluslararası mücadelesi her ülkedeki sınıf karşılaşmasında kendini gösterir; ancak uluslararası nitelikteki eylem ve mücadelelerle bağlantılı olmalıdır. İşçi sınıfı ve halklar, kurtuluşlarını kazanma mücadelesinde sınıf bağımsızlığı politikasını sürdürmelidir.</p>



<p><strong>XXX. Genel Kurul Oturumu</strong><br><strong>Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)</strong><br><strong>Kasım 2025</strong></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h3 class="wp-block-heading">Başvurulan kaynaklar:</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li>ABD Başkanı Donald Trump’ın tarifelerinin ekonomik etkileri (10 Nisan 2025)</li>
</ul>



<p><a href="https://budgetmodel.wharton.upenn.edu/issues/2025/4/10/economic-effects-of-president-trumps-tariffs?utm_source=chatgpt.com" rel="nofollow noopener" target="_blank">https://budgetmodel.wharton.upenn.edu/issues/2025/4/10/economic-effects-of-president-trumps-tariffs?utm_source=chatgpt.com</a></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Yapay zekâ malları ve önden yükleme 2025’te dünya ticaretini artırıyor; ancak 2026 için görünüm kasvetli” (DTÖ) <a href="https://www.wto.org/english/news_e/news25_e/stat_07oct25_e.htm?utm_source=chatgpt.com" rel="nofollow noopener" target="_blank">https://www.wto.org/english/news_e/news25_e/stat_07oct25_e.htm?utm_source=chatgpt.com</a></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Hegemonya ve emperyalist hegemonyanın mücadelesi”, Alejandro Ríos (Ağustos 2025)</li>



<li>Dünya Ekonomik Görünüm (IMF) raporları</li>
</ul>



<p><a href="https://www.imf.org/es/Publications/WEO/Issues/2025/07/29/world-economic-outlook-update-july-2025#:~:text=Se%20proyectan%20tasas%20de%20crecimiento,Perspectivas%20de%20la%20econom%C3%ADa%20mundial." rel="nofollow noopener" target="_blank">https://www.imf.org/es/Publications/WEO/Issues/2025/07/29/world-economic-outlook-update-july-2025#:~:text=Se%20proyectan%20tasas%20de%20crecimiento,Perspectivas%20de%20la%20econom%C3%ADa%20mundial.</a></p>



<p> • Dünya İstihdam ve Sosyal Görünüm Trendleri 2025 (ILO)</p>



<p><a href="https://www.ilo.org/sites/default/files/2025-01/WESO25_Trends_Report_EN.pdf?utm_source=chatgpt.com" rel="nofollow noopener" target="_blank">https://www.ilo.org/sites/default/files/2025-01/WESO25_Trends_Report_EN.pdf?utm_source=chatgpt.com</a></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
